Kırmızı

Bugün Kendim İçin Ne Yaptım? | Hayattan 1 Dilim Ayır Kendine

5 Aralık 2018

Bugün Kendim İçin Ne Yaptım? | Hayattan 1 Dilim Ayır Kendine

*Yazarın Notu: Bu yazıyı, Keb’ Mo’ – Life is beautiful dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Eve vardım.
İçeri girdim.
Kapıyı kapattım.
Kilidi 2 kez çevirdim.
Üst taraftaki sürgüyü sağa ittim.
Artık evimdeyim.

Hayatımda kendimi en güvende hissettiğim yerdeyim.

Sanki, büyük camdan duvarları olan, içerisini kimsenin göremediği, ancak benim dışarıdaki her şeyi görebildiğim korunaklı 1 kalenin içindeyim. Çok sevinçliyim.

Vapurdayken kafamda tasarladığım, “Bugün kendim için yapacaklarım..” listemde ilk sırada yer alan mükellef sofrayı kurmak üzere mutfağa geçiyorum keyifle. Bilhassa toplantı günlerimde, başı kesik tavuk gibi oradan oraya koşuşturduğumdan, öğle yemeğini öyle hızlı yiyorum ki, ba(ğ)zen midem bile fark etmeyebiliyor bu öğünün idrak edildiğini.

“Sürpriz 1 pizza yapsam..” çok mutlu olurum şu an.

Sürpriz pizza. Çünkü hiçbir ön hazırlığım yok. Alışveriş de yapmadım ve buzdolabında kalan ne varsa onlarla tasarlamak, biliyorum pizzayı daha da tatlandıracak.

“Yaşasın arta kalanların bileşik lezzeti..”

Bak daha da sevinçliyim şimdi 🙂🙂

Un, kar gibi yağıyor hamur kabının içine ve sonra ılık suda eriyen mayasını ekliyorum.

Mayası güzel olan her ne ise, kendisi de güzel olur diye düşünüyorum…

Unutulmaz 1 Ayvalık seyahatinde rastladığımız; insan bedenini andıran ölümsüz ağaçlardan toplanmış zeytinlerin yağı, tüm gösterişiyle sızıyor hamurun içine; tuzu ve şekeri peşi sıra sürüklercesine.. Hamur, parmaklarımın aralarından geçip avuçlarıma bırakıyor kendini en güzel halini alma hayaliyle.
Hamur yoğurmanın ne denli dinlendirici 1 tür terapi olduğunu bildiğimden, bilhassa zor 1 günün devamında ekmek yapmışlığım da çoktur bu emektar tezgah üzerinde.
Hamuru 1 bebek gibi sarıp, 1 köşeye bırakıyorum.

Salona geçip, dolaptan, üzerinde neredeyse “yalnız misafirler içindir..” ibaresi eksik olan kristal kadehlerden birini alıyorum, (sen de kristallerin kadar değerlisin ve aynı misafirlerin gibi kıymetli, diye fısıldıyorum kulağıma), gülümseyerek, üzümlerin en kraliçesinden damıtılmış birkaç yudum şiraz dolduruyorum. Tüm renkler biraz, kiraz şimdi…

Mutfağa dönüp, buzdolabının önünde dikiliyoruz şirazım ve ben.

Raflara göz gezdiriyorum pizzanın muhteşem arta kalanlar çetesini oluşturmak üzere.

Büyümenin son derece sıkıcı olduğuna karar vermiş bebek domatesler, boylarından büyük lezzete sahip saksı biberleri, “biz aslında nar ekşisiyle iyi gideriz ama yine de sen bilirsin..” der gibi bakan arpacık soğanlar, içlerinde yer aldıkları kutuyu çocuk parkına çevirmiş lor, top, burgu ve örgü peynirler, onlara hiçbir şekilde yüz vermeyen eski kaşar, fıstıklı salam dilimleri ve yakın akrabası bay jambon, mangal sucuğunu da yanlarına almış muhabbetteler.. Kırık zeytinler 2 kafadar mantarda teselliyi ararken, hepsi gözlerini üzerime dikmiş adeta sıranın kendilerine gelmesini beklemekteler.

Annemden geçen hünerli DNA’larım sağolsun, sihirli 1 el çabukluğuna eşlik eden keskin bıçaklarım, tahta kaşıklarım, çelik rendem, mermer merdanemle hamuru hazır hale getirip, arta kalanlar çetesini pizzanın üzerine yerleştiriyor ve “hokus pokus, pizzamızı fırınımıza gönderiyoruuuuz..”

Pizza, fırının sarı sıcağında pişmeye dursun, şiraz ve ben, annemin, üzerinde yemek yemeye kıyamadığı, bilhassa özel günlerde lake masamızın karamel kahve parlaklığına neşe katan, vanilya rengi kırmızı çiçekli örtüyü mutlulukla serip; tabağı, çatalı, bıçağı, peçeteyi, mumları özenle masaya yerleştiriyoruz. Çok mutluyum şu an hem de çooooook…

Fırından enfes kokular geliyor, kapağı çabucak açılıp, son 1 rötuşla; rendelenmiş peynirler, kuru fesleğenler peri tozu gibi serpiliyor.

1 dakika sonra sarı sıcak ışık sönüyor. Bu, pizzanın piştiği anlamına geliyor.
Yuvarlak metal haznesiyle birlikte onu dışarı çıkartıyorum. Ve sabırsızca, hemen 1 dilim kesip, tabağıma bile yerleştirmeden tadına bakıyorum.

Dilim yanıyor, damağım, eskilerin tabiriyle tadından çatlıyor… Bana sanki dünyanın ennnn lezzetli pizzasını yiyormuşum gibi geliyor.. Biliyorum 1 başkası tatsa böyle düşünmez belki ama, bu benim, bugünkü 24 saatlik rutin akıştan kendim için tasarladığım, sadece bana özel ayırdığım 1 dilimi ifade ediyor..

Fonda, Keb Mo, Life is Beautiful’ı çalıyor.

Aklımın erdiği dillerden birinde, “Hayat, güzeldir..” diyor.

Aklım ermese de kalbim hissediyor; hayat güzeldir.
Hayat değerlidir.
Kristallerden bile fazla.
Aynı, benim gibi.

1 daha tekrarlıyorum bu dörtlüğü kendi kendime ve söz veriyorum bana 1000. kere…

“Her gün, her 24 saatimin içinden, 1 dilim ayıracağım, sadece bana özel..”

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

17 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Aralık 2018 at 12:14

    Kuzum yaaa yemek yapmaktan nefret eden beni bile özendirdiğine inanamıyorum. İnsan pizza yapmayı ancak bu kadar edebi anlatabilirdi. Bu arada, kare kare, zihnimde tüm hareketlerini canlandırabileceğim ve evdeki tüm adımlarını takip edebileceğim kadar net bir anlatımdı. Ba-yıl-dım 👌🏻👌🏻
     
    Yalnız şu şarap gecesini bir an önce yapalım ve belki sen benim için de bu harika pizzalarından bir tane yaparsın 😉

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 5 Aralık 2018 at 15:19

      ahahahhaha 🙂🙂
       
      söz en kısa zamanda, kare kare aklımızda kalacak 1 pizza gecesi yapacağız seninle 🙂🙂
       
      ben pizzayı hazırlayacağım, sen Şirazları dolduracaksın ve kahkahalarımız kristal kadehlerden taşacak 🙂🙂

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 5 Aralık 2018 at 13:10

    Çok güzeldi. Neden bilmem ama beni çok duygulandırdı.

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 5 Aralık 2018 at 15:21

      çok teşekkür ederim beğenmenize ve dahası duygulanmanıza..
       
      hayat dilim dilim paylaştıkça güzel, bilhassa duyguları 🙂

  • Cevapla İrem Savaş 5 Aralık 2018 at 13:39

    Nurdan Hanım, kaleminize sağlık. Hayatın içinden 1 dilim ayırma tabirini çok sevdim. Güzel bir hatırlatma oldu çünkü bazen kendimizi unutuyoruz yoğun günlerde 🙏🏼
     
    Akış o kadar güzel ve sürükleyici ki…
     
    ‘1’lerin beni durdurması resmen rahatsız etti, resmen bir bu kadar daha cümle ile devam etsen gözümü kırpmadan okurdum.
     
    Bir dahaki yazıyı heyecanla bekliyoruum 🙂
     
    Hayat renkli, bir dilim de kendine ayır 🍕

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 5 Aralık 2018 at 15:25

      İremuşka, hayat renkli, kristalli ve değerli..
       
      içine ekledikçe paylaşılanları, duyguları, heyecanları, daha da tatlı..
       
      hatta insan kendine her gün, 1 değil, çoook lezzetli 1 kaç dilim ayırmalı.. 🙂🙂

  • Cevapla Ferit Sağlam 5 Aralık 2018 at 16:01

    İlk günden paylaşmış olmaktan mıydı kırmızıya olan tutkumuzu; hemen her gün beni şaşırtan bir şeyler bulmaktaki maharetinden miydi yoksa? İster kristal kadehte Şiraz veya su bardağında Leona, isterse beyaz türüf mantarı veya bir dilim pizza. Yaşamaya devam, günü güzel kılan her ne varsa; “Festival gibi Kadın”la…

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 6 Aralık 2018 at 21:06

      ahahhahah bu sürprizine cevaben seni bugün hiç düşünemeyeceğin 1 şekilde şaşırtmayı seçiyorum 🙂🙂
       
      bakalım aşağıda yer alan bu dizeleri karıştırılmış şiiri ve kime ait olduğunu bulabilecek misin 🙂🙂
       
      hayat kırmızı 1 festival..
      yaşamaya devam edelim..
       
      Seni, Daha, yüzyıllara, olsa, biter, sakladıktı, aydınlığa. kahverengi,
      Ve her, günlere, Minesi, avuçlarına mı, şiirler, durduracağım, çatlamış,
      böldüm, böleceğim, söylenir, Kahverengi, karşında., Biz bu,
      seni, gözlerinin, Şiirler, böleceğim, Tam oradan mı,
      yağan bir, aylara, söyleyeceğim, beni anla, bu kalbi,
      yıllara, eskitilmiş de, sen ona bak da
      zaman ki, Böyle, bir diş,
      gibi, Şiirler, sevdayı neresine

       
      🙂

      • Cevapla Ferit sağlam 6 Aralık 2018 at 21:59

        Cansever’in matematikle ilişkisine çok hakim değilim, ancak Kant der ki;
         
        “Matematik katıksız bir şiirdir.”
         
        Burada sadece bölmeden bahsetmişsin ancak ikimiz de biliyoruz diğer üç işleme de ne denli hakim olduğunu. Yalın ama çarpıcı diliyle yeni bir edebiyatçının doğumuna şahitlik ediyor olmak heyecan verici.
         
        Aynı yolda olmaksa güzel…

        • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 7 Aralık 2018 at 11:03

          1

  • Cevapla Omur Yeker 5 Aralık 2018 at 16:03

    Bravo Nurdan güzel anlatmışsın ama günde 1 dilim yetmez 😄

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 6 Aralık 2018 at 21:23

      🙂🙂 evet şahane olur 1 dilimden fazlası olsa..
       
      ve aslında, günde 24 saat de yetmiyor bana 🙂🙂

  • Cevapla Sema Giritlioğlu 5 Aralık 2018 at 16:53

    Müthiş bir betimlemeler zinciriydi, elinize yok yok kaleminize sağlık.
     
    Yaşamdan, yaşanmışlıklardan hazırlanmış pizzayla hem damaklarımızı, hem ruhlarımızı şenlendirdiniz…

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 6 Aralık 2018 at 21:10

      ahaaha 🙂 🙂
      çok teşekkür ederim..
      betimlemeleri severim; “teşbihte hata olmaz cümlesini öğrendiğim günden beri” 🙂🙂
       
      ve yaşanmışlıklar, hayattan kıymetli 1 hediye gibi..
       
      ruhlarınız hep şen olsun, şen kalsın, sonsuza kadar 🙂

  • Cevapla Ahmet Yonca 5 Aralık 2018 at 17:53

    Uzun zamandır aşçıyım; özellikle çeşit çeşit, binlerce pizza yaptım… Hiç bakamamışım ben o pizzalara yaaa 😁😁 Hayata bakamadığım gibi…
     
    Benim ünlü bir sözüm vardır “İnsanlar nasıl baharatlanmışsa yahu, hep birbirlerini yiyorlar” diye 🙂 Oysa hayatta o kadar dilimler varmış ki, aklımın köşesine pizza ile bile mutlu olmayı yerleştiriverdin.
     
    Emeğine sağlık!

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 6 Aralık 2018 at 21:13

      hayata bakıyorsundur eminim.. yoksa kolay kolay yazılmaz o kitaplar 🙂🙂
       
      ve evet hayat çok dilimli, ba(ğ)zen acı biberli, ba(ğ)zen zeytinli, ba(ğ)zen böğürtlenli, ba(ğ)zen mantarlı, her neli olursa olsun her dilimin tadını çıkartabilmeli, ama en önemlisi de kendine her daim içinden özel 1 dilim ayırabilmeli..
       
      pizza mutluluktur şef 🙂🙂

  • Cevapla Didem Elif 7 Aralık 2018 at 13:06

    Sizi okumak resmen haz veriyor bana. Yaa Didem’e her zamanki gibi katılıyorum. Yemek yapası geliyor insanın. Pizzanızdan lezzetli bir ısırık almış kadar olduk. Sevgiyle kalın…

  • Cevap Yaz