Fizik ve Ben

Temiz ve Yenilenebilir Enerji

21 Kasım 2018

Temiz ve Yenilenebilir Enerji

Merhaba Bursa ve Ben sitesinin bilim sever okurları. Bu haftaki yazımda önemli bir konu olan enerjiye yer vermek istedim. Biraz bilimsel bir makale havasında olacak, umarım beğenirsiniz.

Ülkemiz hatta tüm dünya için son derece önemli olan enerji konusunda farkındalık oluşturmak, şimdilerde yaşanan ekonomik krizin etkisiyle üretim konusuna dikkat çekmek istedim. Çünkü güzelim ülkemizin coğrafi ve insan gücü potansiyeli olmasına rağmen üretimin olmaması, tüketimin ise hat safhada olması benim, bir vatandaş olarak, çok ağrıma gidiyor.

Her şeyi ithal ediyoruz.

En büyüğünden en küçüğüne kadar her şeyi dışarıdan satın alıyoruz. Bu durum, döviz arttığında ise bizi çok kötü etkiliyor. Bu nedenle bu hafta sizlerle enerji konusunda konuşacağız.

Enerji deyince eminim hepimizin aklına Einstein’ın ünlü E=mc2 formülü geliyor. Öyle bir formül ki fizikle hiç alakası olmayan insanlar bile bu formülü bilir. Peki bu formül ne ifade ediyor? Güç, teknoloji, fabrika, iktidar, hırs, para, yarış ve daha fazlası… Sözlükteki anlamı ise; “İş yapabilme yeteneğidir.”

Modern dünyada  enerjinin önemi giderek artıyor. Artan enerji ihtiyacı ülkelerin gelişmekte olduğunu göstermektedir. Fakat hayat standartlarımız yükseldikçe enerjiye bağımlılığımız da o oranda artıyor.

Aslında ürkütücü olan enerjinin kendisi değil yokluğudur.

Dünyada enerji kaynakları içerisinde en fazla fosil enerji kaynakları kullanılmaktadır. Fosil enerji kaynaklarının ise %90’ı tükenmiş ve hızla tükenmeye de devam etmektedir. Petrol, doğalgaz gibi tüm dünyada en fazla kullanılan fosil enerji kaynakları yenilenemez enerji çeşitleri içerisinde yer almaktadır. Bunların yaklaşık 50 yıllık ömürleri kaldı.

Peki bu kaynaklar bitince ne olacak?

Tabi ki büyük bir sosyoekonomik kriz!!!

Keza 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizi buna bir örnektir. Bu, petrolün bir gün bitebileceği gerçeğini ortaya koymuştur. Bu krizde yaşanan aşırı yükselen petrol fiyatları ülkeleri olumsuz bir şekilde sarsmış, sanki ekmek kıtlığı yaşanmış gibi sosyal hayatı olumsuz yönde etkilemiştir.

Aradan geçen yıllar bize gösteriyor ki, insanlar geçmişinden bir ders çıkaramamış. Bugün kurulan enerji santrallerine baktığımızda hala fosil enerji kaynaklarına yönelik santraller inşa ediliyor. Ülkeler enerji alışkanlıklarından vazgeçmek yerine 50 yıllık ömrü kalan petrol için kanlar akıtıyor, komplo teorileri kuruyor.

❗️Oysa ülkeler, daha sürdürülebilir bir kalkınma sağlayan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmelidirler.

Yenilenebilir enerji kaynakları güneş, rüzgar, hidroelektrik, jeotermal, dalga ve biyokütle enerjisidir.

Yenilenebilir enerji kaynakları tüm dünya için çok önemli bir meseledir. Tabi ki birçok gelişmiş ülke yatırımlarını bu kaynaklar üzerine yapmakta. Avrupa ülkelerinden Almanya bir kuzey ülkesi olarak Türkiye’den çok daha az güneş ışığı almasına rağmen bizim ülkemizden daha fazla bu enerjiden yararlanmaktadır.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kaynağı güneştir. Güneş ise dünyanın sonuna dek var olacak bir enerji kaynağıdır. Bunun gibi sürdürülebilir enerji kaynaklarını kullanmak yerine fosil enerji kaynaklarını kullanmak büyük bir deliliktir. Fosil enerji kaynakları hızla tükeniyor olmasının yanında, yakıldıkları zaman atmosfere sera gazı yayarlar. Atmosferdeki bu sera gazları ise karbondoksit miktarını artırır. Bu da havanın ısınmasına neden olur.

Küresel Isınma

Günümüzde yaşanan küresel ısınma, sıcaklıkların eskiye oranla 4 derece artmasına sebep olmuştur. Bu ise ekolojik dengeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmedi, içecek suyun azalması gibi birçok olumsuz etkiye neden olmaktadır.

Fosil enerji kaynaklarının kullanımının en büyük dezavantajı ise enerjisini kendisi üretemeyen ülkelerin enerjiyi aldığı ülkeye bağımlı olmasıdır.

Mesela biz doğalgazı Rusya’dan almaktayız. Rusya’ya enerji konusunda bağımlı olduğumuz için zaman zaman Rusya, bağımlılığımızı bize karşı siyasi ve ticari alanlarda kullanmaktadır. Yine, 2015 yında Rusya ile yaşadığımız uçak kazası sonrasında Rusya bizi kış ortasında; “Doğalgazı keseceğiz.” diye tehdit etti. Bu olay bize enerji arz güvenliğimizin olmadığını göstermiştir.

Sebepler & Sonuçlar

Fosil enerji kaynaklarının tükeniyor olması, küresel ısınmaya sebep olması ve arz güvenliği gibi sebepler yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı için son derece önemli ve yeterli sebeplerdir.

Fosil yakıtlar yüzünden dünya her geçen gün daha fazla kirleniyor. Küresel ısınmanın yanı sıra fosil yakıt fabrikalarının tehlikeleri de ortada. Nükleer reaktör kazaları tarihte birçok kez yaşanmıştır. Gelişmiş ülkelerde bile bu kazaların örneklerini görmekteyiz.

Yanı başımızda olan Ermenistan’ın nükleer santrali her an patlayabilir. Çok eski bir teknolojiyle yapılmasına rağmen güvenlik koruma havzası yok. Tıpkı Çernobil’deki gibi… AB ve ABD’nin en tehlikeli nükleer santral ilan ettiği Metsamor Nükleer Santral, Iğdır’a sadece 16 km uzaklıktadır. Yani çok büyük bir risk bizim için. İşte tüm bu olumsuz sebepler enerji rotamızı yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmek için yeterlidir.

Dünyanın ihtiyacı olduğu enerjiyi aslında biz yine dünyanın kendisinden sağlayabiliriz.

Mesela dünyamıza 1 saatte düşen güneş ışığı, tüm dünyanın 1 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilmektedir. Ama ülkeler bu kaynaktan yeteri kadar faydalanamamaktadır. Ülkemiz ise güneş ışığı alma konusunda şanslıdır. Buna rağmen güneş enerjisini verimli bir şekilde kullanamıyoruz. Bunun sebebi ise yenilenebilir enerji konusunda çalışmaların yetersiz oluşu ve ülkeye katkısının yeterince anlaşılamamasıdır. Ayrıca çevre bilincinin olmayışı ve yenilenebilir enerji kaynaklarına olan farkındalığın az olması ya da hiç olmamasıdır.

Temiz enerjiyi kullanmayışımızın başka bir sebebi ise teknolojidir. Mesela güneş ışığının sadece %25’şini enerji olarak kullanabiliyoruz. Teknoloji, bilim bunlar hayatımızı daha kaliteli bir şekilde yaşayabilmemiz için her zaman karşımıza çıkmaktadır.

Yenilenebilir Enerji Konusunda Bilinç Oluşturma

Eğitimde yenilenebilir enerji kaynakları konusuna çokça yer vererek bu konuda tüm öğrencilerde bilinç oluşturmalıyız. Sadece okullarda yeni nesili aydınlatmakla yetinmemeliyiz. Ayrıca halkı bu konuda bilinçlendirmek için kurslar açmalıyız. Politikacılarımıza seminerler vermeliyiz. Politikacıların bu konuya ilgisini çekerek bu alanda yatırımlar yapılması için çalışmalar yapmalıyız.

Tüm devletlerin özellikle de ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları konusunda daha önemli ve büyük adımlar atması dileğiyle…

Hoşça kalın.
Bilimle kalın.
Fizikle kalın…

Çiğdem Mertoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 21 Kasım 2018 at 12:23

    Bariz gerçeklere insanın bu derece gözlerini kapaması ne kadar da inanılmaz, öyle değil mi? Bilgi artık parmaklarımızın ucunda, erişim bu kadar basit. Kötü olan da tam bu. Bile bile; hızla üzerimize gelen trene sırıtarak bakıyoruz, tam bir aptal gibi…

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 25 Kasım 2018 at 20:40

      Türkiye bu konuda Avrupayı 30-50 yıl geriden takip ediyor. Son zamanlarda yenilenebilir enerji konusunda iyileşmeler var. Umarım ülkemizin geleceği için daha fazla ve hızlı bir şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliriz, sevgili editörüm.

  • Cevapla Ahmet Yonca 21 Kasım 2018 at 14:12

    Türkiye üzerinden yapılabilir bir eleştiri fakat Avrupa ülkelerinin neredeyse hepsinde yaklaşık 5 yıldır zorunlu güneş enerjisi panelleri yeni yapılan evlere kurulmalı diye kanun var. Keza güneş az görmesine karşın evlerin çatısı komple enerji santrali gibi… Ayrıca yine bütün Avrupa’da her yere elektrik santralleri ve araçların şarj edilebileceği mobil istasyonlar yapıldı. BMW, Renault, Toyota ve Tesla gibi firmalar yüzde yüz elektrik ile çalışan arabalar ürettiler… Dünya da gelişmiş bütün ülkeler bu konumda.

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 25 Kasım 2018 at 20:43

      Umarım tüm dünya bir an önce temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelir. Yoksa çok az bir ömrü kalmış fosil enerji kaynakları tükendiği zaman büyük bir sosyo-ekonomik kriz yaşanacak. Sevgilerimle Ahmet Bey…

  • Cevapla Didem Elif 21 Kasım 2018 at 16:08

    Fizik’ten hiç anlamama rağmen bu konuya dair benim bile farkındalığım var. Yüksek konumlardaki insanların yeterli adımları atmaması çok acımasızca geliyor bana. Malesef… Çok güzel bir konu. Tebrikler duyarlılığınız için…

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 25 Kasım 2018 at 20:34

      Teşekkür ederim, Didem Hanım. Umarım bu konuda yapılması gerekenler bir an önce gerçekleşir. Sevgilerimle…

  • Cevapla Mustafa Kara 21 Kasım 2018 at 19:58

    Evet yazdıklarınız çok doğru ve bilgilendirme açısından harika. Evet ne yazık ki biz bu alanda dünyanın çok gerisinde kaldık. İsviçre ve Finlandiya çok büyük yatırımlar yapıyor bu konuya. Polonya ve Almanya 3 yıl öncesine kadar fark etmemişti ve bu ülkeler de yatırım yapıyor, hem de yıllık bütçelerini sarsacak kadar çünkü bağımlı olmak, bağımsızlığını kaybetmek demek olduğunu biliyorlar. Bizse hala armut mu, elma mı muhabbeti içinde duruyoruz.
     
    Saygılar
    Emeğinize, kaleminize sağlık 😁👏🏻👏🏻👏🏻

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 25 Kasım 2018 at 20:31

      Gerçekten olayı o kadar güzel özetlemişsiniz ki bravo. Verdiğiniz örnekler acı gerçekleri ortaya koyuyor. Teşekkür ederim.

    Cevap Yaz