Başucumda Kitap

Süper İyi Günler | Christopher Boone’un Sıradışı Hayatı

8 Kasım 2018
Süper İyi Günler | Christopher Boone’un Sıradışı Hayatı


Süper İyi Günler (Ya da Christopher Boone’un Sıradışı Hayatı) | Mark Haddon

Süper İyi Günler | Konu

Kitap kahramanımız 15 yaşında otizmli bir birey olan Christopher. Kendi gibi özel gereksinimli çocukların bulunduğu özel bir okulda eğitim alan Christopher, bir gün komşusunun köpeğini öldürülmüş olarak bulur. Ve bu cinayeti aydınlatmak için iz sürmeye başlar. Bunda Sherlock Holmes hayranı olmasının da çok büyük bir payı vardır. Bu sırada ailesi ile ilgili (özellikle annesi ile ilgili) bazı gerçekler de gün yüzüne çıkar. Artık ailesi ve Christopher’ı için daha zor günler başlamıştır.

Süper İyi Günler | Yorum

Kitabı 15 yaşındaki Christopher’ın ağzından okuyoruz. Christopher otizmli bir birey. Bu da kitabı anlatılış biçimini oldukça ilginçleştiriyor. Belki de bu nedenle okuduğum en farklı kitaptı diyebilirim Süper İyi Günler için.

Bu kitabı okuyana kadar otizm ile ilgili bilgim oldukça sınırlıydı. Hala çok şey bildiğimi iddia edemem ama en azından otizmli bir çocuğu ve ailesini anlamaya başladım diyebilirim.
Otizm iletişim ve sosyal etkileşim sorunları, kısıtlı ilgi alanları ve tekrarlayan davranışlarla ortaya çıkan bir rahatsızlık olup ömür boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Aslında bir nevi dış dünyaya kapalılık gibi de görünüyor. Ve erken yaşta tedavilerde iyi sonuçlar veriyor. Sadece oldukça fazla ilgi ve eğitim gerektiriyor.
Kitap kahramanımız Christopher Boone inanılmaz bir matematiksel zekaya sahip, ayrıca farklı yemekler birbirine karışırsa yiyemiyor, duygusal çıkarımlarda bulunamıyor, sarı renkteki hiçbir şeyi tüketemiyor, ailesi dahil hiç kimseyle fiziksel bir temas kuramıyor. Ve belki de hepimizin yapması gereken şeyi yapıyor; hiç yalan söylemiyor ve söz verdiğinde mutlaka tutuyor.

Yolda peş peşe 4 kırmızı araba görmesi o günün iyi bir gün olacağına, peş peşe 3 kırmızı araba görmesi iyi sayılabilir bir gün ve peş peşe 5 kırmızı araba görmesi de süper iyi bir gün olacağına inanmasına neden oluyor. Peş peşe 4 sarı araba gördüğünde de kara gün olacağına inanıyor ve o günlerde kimseyle konuşmuyor. Bunlar gibi bize oldukça ilginç gelen bir takım huyları ve takıntıları var Christopher’ın.

Onun için metafor tamamen anlamsız bir kavram. Cristopher’a göre buna yalan denmeli. Çünkü birinin, başkasının gözünün bebeği olmasının o kişinin onu çok sevmesiyle bir ilişkisi olamaz. Tıpkı kimsenin felekten bir gün çalamayacağı gibi. Yani tamamen nesnel olarak düşünebilen bir beyne sahip.

Kitap boyunca karşımıza çıkan resimler, krokiler ve bulmacalar da Christopher’ın bakış açısını daha net ortaya çıkarmış. Yani onun gibi düşünebilmemizi kolaylaştırmış. O yüzden kitaptaki bu bölümleri oldukça yararlı buldum.

Otizmli çocukların etraflarını nasıl algıladıkları ve ailelerinin ne hissettiği çok net bir biçimde dile getirilmiş kitapta.

Bizlerden farklı olmadıklarını anlamamız ve bilmediğimiz bir dünyada onları tanımamız için bir ışık bence bu kitap. Sadece onlar için belirlenen bir günde otizmi anlamaya çalışmak yetersiz diye düşünüyorum. Hayatımızın her alanında ve anında varlıklarını daha çok hissetmek ve onlara da var olduklarını hissettirmek için bilmemiz gerekenleri arttırmalıyız. Sosyal sorumluluk anlamında o günleri hatırlatmak tabi ki çok önemli ama o günün ertesinde otizmli çocukların yaşamaya devam ettiklerini de unutmamalıyız.

Yorumumu kitaptan birkaç alıntıyla bitirmeden önce bugün hepinizin peş peşe 5 kırmızı araba görmesini diliyorum 😉

Süper İyi Günler | Alıntılar

• Bazen bazı şeylere üzülürüz ama diğer insanlara üzüldüğümüzü söylemek istemeyiz. Bunu sır olarak saklamak isteriz.

• Ve bu yüzden satrançta, matematikte ve mantıkta iyiyim, çünkü çoğu insan kör gibidir ve çoğu şeyi görmezler ve kafalarında bir sürü boş alan vardır ve kafaları genellikle “Acaba evde ocağı açık mı bıraktım?” gibi birbiriyle bağlantısız ve saçma şeylerle doludur.

• Asal sayılar, bütün şablonlar ortadan kaldırıldığında ortaya çıkandır. Bence asal sayılar hayata benziyor. Çok mantıklı ama asla kurallarını çözemiyorsun, bütün vakti onları düşünerek geçirsen bile.

• Bay Jeavons, matematiği güvenli olduğu için sevdiğimi söyledi. Matematiği sevdiğimi çünkü bunun problem çözmek demek olduğunu ve bu problemler ne kadar zor olurlarsa olsunlar eninde sonunda net bir sonuçları olduğunu söyledi. Söylemek istediği şey, matematiğin gerçek hayat gibi olmadığıydı, çünkü hayatta her sorunun böyle net bir cevabı yoktu.

Süper İyi Günler | Yazar

Mark Haddon 1962 yılında İngiltere’de doğdu. Oxford Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi aldıktan sonra zihinsel ve bedensel engeli olan çeşitli yaş gruplarındaki insanlar üzerinde çalışmalar yaptı. Yazarlığının yanı sıra senaryoda yazan Haddon’ın ilk kitabı 1987 yılında yayımlandı. Çok sayıda çocuk kitabı yazdı. Yazarın yetişkinler için ilk kitabı olan Süper İyi Günler 2003 yılında Vhitbread “Yılın Romanı” ve “Yılın Kitabı” ödüllerini aldı. Haddon halen Oxford’da yaşamakta olup, Oxford Üniversitesi’nde yaratıcı yazım dersi vermektedir.

Keyifli okumalar.

Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz