Kaş ve Ben

Senden Asla Vazgeçmedim

18 Kasım 2018

Senden Asla Vazgeçmedim

Daha önce belirtmiştim. Her hafta yazacağım yazının önce başlığı oluşuyor içimde. Bütün bir hafta boyunca o başlıkla yoğrulduktan sonra yazıyorum yazılarımı. Bu hafta öyle olmadı. Hatta Senden Asla Vazgeçmedim başlığı ile alakası olmayan duygularda dolaştım bir hafta boyunca. Bırakmak üzerine yazmayı düşünüyordum çünkü.

Bırakmak evet. Fakat neden bırakmaktan bahsettiğimi anlatacak en uygun cümle bir türlü oluşmuyordu içimde. Bırakma Mevsimi desem dedim, daha bir kaç hafta önce Şimdi Tutunma Zamanı diye bir yazı yazmıştım. Bırak Gitsin demek istedim. Beş yıl önce kendi sitemde birebir bu başlıklı bir yazı yayınlamıştım. Bir taraftan da söylemek istediğimi tam da karşılamıyordu hiç biri. Sonra olan oldu. İçinden bırakmak geçen aklıma gelen bütün cümleleri bir kenara bıraktığımda nihayet anlatmak istediğimi en iyi vurgulayacak başlığa kavuştum: Senden asla vazgeçmedim.

Gönlün Var Mı?” demiştim ya hani geçen haftalarda. İşte benim en çok yazmaktaydı gönlüm.

Bir taraftan yazmak, benim için bir kıyıdan karşı kıyıya yüzmek gibiydi. Hem o kıyıya ulaşmak istiyordum. Hem de yüzmeye başlayınca gitmeye çalıştığım karşı kıyının, hiç de göründüğü kadar yakın olmadığını anlayıp bulunduğum kıyıya tekrar geri dönüyordum. Yüzmeyi ne kadar iyi bildiğimi düşünsem de karşı tarafa geçecek kadar güvenemedim hiç bir zaman kendi gücüme. Düzenli çalışırsam bunu yapabilecek bir potansiyelim olduğunu bildiğim halde çok korktum. Başaramayacağımı düşünerek çoğu zaman denemedim bile karşı kıyıya doğru yüzmeyi.

Şimdi ise bir yıldır her hafta yazdığım Kaş ve Ben köşesinde yolun sonuna gelmiş gibi hissediyorum kendimi. Şu an karşı kıyı artık gerçekten o kadar yakın ki, son bir kaç yazı daha yazıp Kaş ve Ben köşemi bırakmaya karar verdim. Bir süre kendimden ve hayatımdan bahsetmek yerine yıllar önce başladığım ama bir türlü bitiremediğim romanıma odaklanmak istiyorum çünkü.

Hayat öyle tuhaf ki, İbrahim peygamberin çok sevdiği oğlunu kurban etme hikayesinde olduğu gibi, bazen en çok sevdiğimiz şeyi bırakmamız gerekiyor…

Bırakabilmek aslında vazgeçmek değil bana göre. Bırakabilmek bir nevi özgürleşmenin, sadeleşmenin, kendin olmanın anahtarı. Yürümeyen bir ilişkiyi, iyileşme umudu olmayan hastalıktan bitap olmuş sevdiğini, karşılığı olmayan bir sevgide takılı kalmayı, çürümüş bir dişi, çalışmayan bir aleti, yıllardır olmayan bir kıyafeti, kimsenin işine yaramayan bir huyu, tamamlanmış olanı, yürümeye hazır bir bebeği; bırakabilmek gerek. Sağlıksız bağımlılıklar yerine sağlıklı olacak maddi manevi her türlü bağlanmaya yer açabilmek için.

Kaş’a gelmeden önce yazmak için muhteşem bir yer olduğunu düşünmüştüm. Çalışmak zorunda değildim. Evimin güzel bir manzarası vardı. Oh manzaranın karşısına geçip mis gibi yazacaktım. Oysa hiç de öyle olmadı. Yazmaktan her geçen gün uzaklaştım. İyi bir ev hanımı, iyi bir eş olamamak gibi saçma sapan kaygılar yükledim kendime. Başka birine yakınlaşmak için kendime ve kendi yapmak istediklerime öyle yabancılaştım ki. Günün sonunda kendimi tanıyamaz hale geldim. Bu anlamda Kaş ve Ben köşesinde yazmak beni kendime getirdi. Çok özel bir yeri var benim için. Tıpkı hayatıma girmiş her insanın çok özel bir yeri olduğu gibi.

Senden Asla Vazgeçmedim

Bu bir veda yazısı değil. Zaten bu köşeden ayrılışım Bursa ve Ben’den ayrılıyorum anlamına kesinlikle gelmiyor. Hatta kavuşma gibi düşünelim bunu. Dört, beş yazılık kulacımız kaldı karşı kıyıda buluşmak için o halde. Yeni bir köşe ile yeni kıyılara birlikte yüzeceğiz belki. Şu an nasıl şekilleneceğini ben de tam bilmiyorum. Bir Kaş ve Ben köşesini güzellikle tamamlayalım da bakarız ona da.

Bu arada Likya Sohbetleri köşemde söyleşiler yapmaya devam edeceğim. Orada karşı kıyıya ulaşma duygusu olmadığı için, ben nefes aldığım sürece Likya Sohbetleri devam etsin istiyorum. Işık dolu sohbetler olsun. Emeğin değer gördüğü, güzel şeylerin kıymetinin bilindiği, iyi olanın konuşulduğu bir dünya olsun, öyle köşelerde bir yerde de olsa. Çocukken ailece Beykoz’dan kayıklarla açılır, denizin ortasında güzel bir gün geçirir geri dönerdik. Benim için öyle bir yolculuk Likya Sohbetleri. Konuğumla baş başa bindiğim kayıkta, akıntının ve küreklerimizin bizi götürdüğü uçsuz bucaksız bu evren denizinde, bir tatlı huzur yaşıyorum bu vesileyle.

Son olarak, yazmadığım zamanlarda içimde bana habire “yaz,” diyen o gönlümdeki sese bir şey söylemek istiyorum. Bugüne kadar senden hep kaçmış, uzaklaşmış, gönlümün sesine göre hareket etmemiş olabilirim ama senden asla vazgeçmedim. Dolayısıyla Kaş ve Ben köşemi bırakarak beni okumayı seven senden de vazgeçmiyorum sevgili okuyucu. Ne olur sen de benden vazgeçme.

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Nurcan Doğan 18 Kasım 2018 at 16:37

    Benim gönlümü çalmış satırlarınız şimdi canımı yaktı. Aşka benzettim sizi. Vedanızı bu kadar süslememiş olsaydınız kırılabilirdim bile size. Hayat zamanın bir köşesinde saklıyor bence yazılmamış satırlarınızı. Vedanızı kabul etmiyor, hoş geldiniz demiş olduğunuzu var sayarak hoşbuldum diyorum. İyi ki de buldum.

    • Cevapla Didem Elif 19 Kasım 2018 at 00:39

      Aşka benzetilmek herhalde aşka aşık bir insana söylenecek en güzel iltifat. Yazmamı teşvik eden insanların kalbimde her zaman farklı bir yeri oldu. Bu anlamda müteşekkirim size ama kelimeleriyle yazacaklarıma ilham olan birisiniz bunu da bilmenizi isterim. Sevgiyle kucaklanmak gibisi yok. Çok teşekkürler 🙏😍😘

  • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 18 Kasım 2018 at 17:22

    aaaa dur yahu nereye ? 🙂
    ben yeni geldim daha 🙂
    romanını sabırsızlıkla bekleyeceğiz ama kalsan fevkalade olurdu gibi geliyor bana.
    bu anlamda sana çok sevdiğim 1 şiirden birkaç mısra gönderme yapmak isterim;
    sana gitme demeyeceğim.
    yine de sen bilirsin..
    yine de gitme lavinia 🙂
    kaş’ ı öp benim için.. görüşmek dileğiyle..

    • Cevapla Didem Elif 19 Kasım 2018 at 00:49

      😇 Aslında bir yere gitmiyorum. Burda olmayı çok seviyorum. Teşekkürler ilginize. Sadece Kaş ve Ben köşesini bırakıyorum. İlerleyen yazılarda daha net ifade edeceğim.

  • Cevapla Ahmet Yonca 20 Kasım 2018 at 09:47

    Sezen Aksu’nun “Bile Bile” şarkısını açmış dinlerken okudum yazınızı. Bana veda eden kalemim konuşuyor gibi hislere kapıldım. Kendimi yerine koydum ve veda ettiğim şey bir yazı köşesi dahi olsa ne kadar acı verdiğini hissettim.
     
    Bir arada olabilmek ne mümkün
    Bir arada olabilmek imkansız
    Seneler alıp gitmiş ne var ne yoksa herşeyi….
     
    Sözlerini duyarken Sezen’den gönlüm ”Kaş ve Ben”e veda etmenize hazan duydu…
     
    Hayat ve kararlar sizin. En iyisini siz bileceksiniz..
     
    Nice vedasız yarınlara…

    • Cevapla Didem Elif 20 Kasım 2018 at 17:30

      Siz söyleyince “Bile Bile”‘yi açıp o gözle dinledim. Haklısınız öyle bakınca hazan kaplıyor insanın içini. Fakat yine Sezen Aksu’dan “Kutlama” adlı şarkı benim duygumu daha iyi anlatıyor. Evlenen bir genç kızın başka bir eve gelin gitmesi gibi düşünebiliriz bu ayrılışı. Üstelik ben yuva gibi gördüğüm dergimizden başka bir yere gitmiyorum.
       
      Tabi ki ben de Kaş ve Ben’den ayrıldığım için üzülüyorum ama güzel planlarım var bu konuda. İlerleyen zamanlarda paylaşacağım.
       
      Çok teşekkürler zerafetiniz için… Sevgiler

    Cevap Yaz