Cadı Kazanı

Neden?!

5 Kasım 2018

Neden?!

17 yaşın tüm tecrübesizliğiyle sordu; “Neden?”

Ağustos akşamı, sessiz bir sokağın ortasında oturan iki genç kız, gözlerinde akmamak için direnen yaşlarla, birbirlerine meydan okurcasına baktılar.

“Çünkü onu seviyorum.”

“Hah neden o, diye sorduğumu sanıyorsun. Çocukluktan çıktığım ilk günden beri aşık olduğum ama bir kez olsun bunu söylemeye cesaret edemediğim için uzaktan sevmeyi tercih ettiğim kişiyi mi seçtin onca insan arasından, diye sorduğumu sanıyorsun… En yakın arkadaşım olarak tüm bunları bilirken, aylardır arkamdan nasıl iş çevirdiğinizin hesabını sorduğumu sanıyorsun.”

“O da beni seviyor…” derken başını öne eğmiş olan Doğa’nın sesi oldukça zayıf çıkıyor. Sevdiği ve karşılığında sevildiği için özür dilemeye niyeti yok. Efe’yle birlikte olduğu günden beri kendini bu cümleyle telkin ediyor, bu şekilde vicdanını susturabiliyordu. Fakat şimdi Ceren’in karşısında sanki her şey anlamsızlaşmıştı.

“Ahhh iyi o zaman. Ne mutlu size. Bir ömür boyu mutluluklar dilerim, Allah bir yastıkta kocatsın. Sadece tek bir soruya cevap istiyorum. Neden?”

“Ne, neden Ceren yaa? Neyi öğrenmek istiyorsun, nasıl başladığını mı?”

“Nasıl başladığını mı?! Onu gayet iyi biliyorum. Ayyuka çıkan ilişkiniz sonunda bana kadar geldiğinde tüm detaylarıyla öğrendim.”

Bir an için susan Ceren, öldürücü bakışlarını Doğa’nın gözleriyle buluşturmak istediyse de Doğa başını kaldırmayınca, avını köşeye sıkıştıran yırtıcı edasıyla bir hamle daha yaptı.

“Ben anlatayım istersen sana nasıl başladığını? Her sabah evime gelip, yatağımda beni uyandırmadan önce, Efe’nin odasını ziyaret etmeye başlamışsın. Bu ilk nasıl ve neden oldu bilmiyorum ama sonradan sıkça tekrarlanır olmuş. Tıpkı beni uyandırmaya geldiğinde yatağımda zıpladığın ve ben uyanmayınca yanıma yattığın gibi Efe’yle de aynı sahne tekrarlanır olmuş. Bir, iki, üç… Ehh Efe, Ceren değil tabi. Onunla aynı yatakta olmak benimle olmaktan farklı. Ateş ve barut, öyle değil mi?”

“Ceren lütfen…”

“Ne lütfeni ya?! Ne lütfeni?! Tüm yaz, dalga geçmişsiniz benimle.”

“Bunun seninle bir alakası yok kızım.”

“Benimle bir alakası yok öyle mi? Bence de olmamalı zaten, olmamalıydı. Bu ilişkinin hiçbir anında ben olmamalıydım. Ama merkez benmişim. O yüzden soruyorum yeniden; neden?”

Doğa başını kaldırıp, tahammül sınırına eriştiğini belli eden bir tonda; “Ceren neyi öğrenmek istiyorsun? Açıkça sorsana!”

“Tek bir şeyi! Efe tüm bu oynaşmaların ardından seninle çıkmak istediğini söylediğinde ona nasıl “Olmaz arada Ceren var. En yakın arkadaşım yıllardır sana aşık. Bunu ona yapamam,” dedin? Allah’ın cezası, yıllardır benim tek başıma yaşadığım aşkı, sırrı nasıl kendi oyununa alet edebilirsin? Oyun diyorum çünkü Efe senin memelerini mıncıklarken söylediğin hayır, hayırdan çok kendini yasak elma gibi sunmaya çalışmaktan öte değil. Efe’yle olman değil, arkadaşlığımıza emanet ettiğim sırrıma ihanet etmen beni asıl yaralayan. Bu yüzden söyle neden? Neden yaptın?”

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Eda Bulunmaz 5 Kasım 2018 at 12:23

    On yedi yaş için fazla acımasız 🙁

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Kasım 2018 at 12:27

      Kesinlikle haklısın Edacım. Ne yazık ki genç yaşlardan itibaren uğradığımız ihanetler karakter dediğimiz kabuğu her bir darbeyle sertleştiriyor. Tıpkı suyla dövülen demirin çelikleşmesi gibi 😉

  • Cevapla Nalan Erpolat 5 Kasım 2018 at 12:48

    Yaş 17 de olsa, durum çok acı da olsa, yaşanması mümkün. Ceren’in haklı isyanı… İhanet hemcinsinden gelince daha acı bu hayatta… Çok güzel kaleme almışsın 👏🏼

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Kasım 2018 at 13:12

      Canım benim beğenmene çok sevindim. Yorumun için ayrıca teşekkür ederim güzellik 🤗😘

  • Cevapla Nurcan Doğan 5 Kasım 2018 at 21:39

    Neden sorusu türlü giysiler kuşanır çıkar karşımıza ama o yaşta ve o biçimde karşılaşılanı, diğer nedenlere karşı direnç verir insana, dertlere şuruplar.
     
    İnsan bazen “beni aldattın” demek istemez, “kötülük gördüm”, kötüsün” demek hiç istemez, “neden?!!” der.
     
    Neden sorusunun muhatabı sadece karşındaki insan değildir. Bu sorunun ben, sen ve Tanrı olmak üzere üç muhatabı vardır ve cevap Tanrı’nın muhteşem hafızasında saklıdır.
     
    Kaleminize sağlık.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 6 Kasım 2018 at 13:22

      Nurcancım ne kadar güzel anlatmışsın ihanet karşısında hissedilen yıkımı. Teşekkür ederim bu güzel yorum için.
       
      Sevgiler

  • Cevapla Ramazan Kılınç 6 Kasım 2018 at 12:25

    Eline, diline sağlık. İhaneti bu kadar yalın anlatman, insanın kendine güven meselesi.
     
    Tebrikler

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 6 Kasım 2018 at 13:24

      Beğenmenize çok sevindim. Zaman ayırıp yorum yaptığınız için de çok teşekkür ederim.

    Cevap Yaz