Biraz Kitap

İnsanın Anlam Arayışı

6 Kasım 2018
İnsanın Anlam Arayışı


İnsanın Anlam Arayışı | Victor E. Frankl

 
Yazar, Nazi kampından kurtulmuş, orada, o şartlar altında bile insanların nasıl yaşama tutunabildiklerini görmüş bir psikiyatrist.

Logoterapi

Logoterapi anlam merkezli bir psikoterapiymiş. “Daha çok gelecek üzerine, yani hasta tarafından gelecekte yerine getirilecek anlamlar üzerinde odaklanır.”

Yazar da bu konu üzerine çalışmış.

“Logoterapi, hastaya kendi yaşamında anlam bulması için yardım etmeyi görev saymaktadır.”

İnsanın Anlam Arayışı | Yaşamın Anlamı

Victor E. Frankl, yaşamın anlamını üç farklı yoldan keşfedebileceğimizi söylüyor:

1. Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak
2. Bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek
3. Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek.

İnsanla etkileşmek dediği aşk meşk mevzuları. Kaçınılmaz acı dediği de kişisel bir trajediyi bir zafere dönüştürmek. Örneğin karısı ölen adamın, hayattayken karısını çok sevmiş olması ve karısına güzel bir hayat yaşattığını düşünmesi gibi bir şey.

Yazar, aslında yaşamın anlamı diye tek, genel, işte bu diye bir cevap olmadığını anlatıyor. Yaşamın anlamı güncel, değişebilir, günlük, hatta anlık bile olabilirmiş.

Bu kimi zaman yapılan iş, kimi zaman bir insanmış.

“Yaşamın gerçek anlamının kapalı bir sistemmiş gibi kişinin kendi içinde ya da kendi ruhunda değil, dünyada keşfedilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.”

“Kişi, hizmet edeceği bir davaya ya da seveceği bir insana kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur ve kendini de o kadar çok gerçekleştirir.”

Ama bu noktada benim kafamda soru işareti beliriyor. Yaşamın anlamını bir insana ya da işe yüklersek o insan gittiğinde veya o iş bittiğinde yaşamın anlamı da mı gidecek?

Hayır, diyor yazar. Yaşamın anlamı değişecek.

“Yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılık gösterir. Bu nedenle önemli olan, genelde yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır.(…) Kişinin soyut bir ‘yaşamın anlamı’ arayışına girmemesi gerekir.”

Düşünme

Yazar aslında “düşünme” diyor. S*ktir et hayatın anlamını. Çünkü düşününce bulunmazmış o. Aksine düşünmeyip farkında olmadan içine girdiğin bir halmiş.

Orgazm örneği veriyor buna. Kafayı buna takıp sevişme esnasında ille de orgazm olmayı gaye edinirsen olamazsın. Orgazm, sevişmenin, kendini bırakıp teslim olmanın doğal sonucu. Kendiliğinden meydana geliyor.

Yaşamın anlamı da böyle diyor. Nedir, nedir diye üzerine düşünmeyi doğru bulmuyor.

“Başarıyı amaçlamayın. Bunu ne kadar amaç haline getirip bir hedefe dönüştürürseniz, kaçırma olasılığınız da o kadar artar. Çünkü mutluluk gibi başarının da peşinden koşamazsınız; kendisi ortaya çıkmalı, kendisi oluşmalı ve sadece kişinin, kendinden daha büyük bir davaya kişisel adanışının amaçlanmayan bir yan etkisi olarak ya da kişinin kendini başka bir insana bırakışının bir yan ürünü olarak oluşmalıdır. Mutluluğun kendiliğinden olması gerekir, aynı şey başarı için de geçerlidir: Ona aldırış etmeyerek, kendi kendine olmasına izin vermeniz gerekir.”

Yaşamın Nihai Anlamı

Film örneğinden yola çıkarak yaşamın anlamı konusuna bir açıklık getiriyor yazar:
“Bir film, binlerce bağımsız görüntüden oluşur, bunlardan her biri bir şey ifade eder ve bir anlam taşır; yine de son karesine gelinmedikçe filmin tamamının anlamı ortaya çıkmaz. Aynı şey yaşam için de geçerli değil mi? Yaşamın nihai anlamı da, eğer böyle bir şey varsa, en sonunda ölümün eşiğinde ortaya çıkmıyor mu?”

Anlamsızlık

Anlamsızlık duygusunun bir hastalık olmadığını söylüyor yazar. (Oh teşekkürler.) Hatta insan olmanın bir kanıtıymış. Bir hastalık değil ama bir hastalığa sebep olabilirmiş. Depresyon, saldırganlık, uyuşturucu gibi. “Varoluşsal boşluk”tan kaynaklanıyormuş bunlar. Çözüm, uğruna yaşamaya değer bir anlam ve amacın olması.

Umut

Yani insanı yaşama bağlayan şey aslında umut mu? Onu anlıyorum.

“İşler bin olayın birinde iyiye gitse bile, er ya da geç, bunun bir gün senin durumunda da gerçekleşmeyeceğini kim garanti edebilir? Ama her şeyden önce bunu görmek için yaşamak zorundasın.”

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz