Kırmızı

Hoş Geldim

7 Kasım 2018

Hoş Geldim | Nurdan Yılmaztürk

Hoş geldim… Hoş buldum… Hoş gördüm…

Nereden başlasam? Nasıl anlatsam?

İyisi mi kendi tarihime ait taaaa en başa, “Dünya 1 toz bulutuydu”ya kadar uzansam…

Kirazların çiçek açmaya başladığı 1 mevsimde doğmuşum. 
Daha o zamandan belliymiş; ne sabırsız, ne içi içine sığmaz 1 insan oluşum. 
Zira 1 gün daha bekleseymişim, dünyaya gözlerimi 1 bayram bebeği olarak açabilirmişim. 
Lakin, öğrendiklerimden de yola çıkarak diyebilirim ki; tüm insanlar, ruhlarına üflenmiş karakterleriyle bu hayata gönderiliyorlar… 
Ve bundan sebeptir ki; 22 nisan 1975’te İstanbul’da, küçük harflerle, büyük cümleler kurma meraklısı 1 kız olarak diğer ölümlülerin arasına sızmışım ve yaşama ilk kahkahamı atmışım.

Kahkaha çok önemli mevzu benim hayatımda ve ayrı 1 konu başlı başına. O nedenle onu anlatmama var daha…

A ne diyordum? Evet, doğmuştum ve anne ve babamın 4 kızından 2.si olmuştum.
 2,5 yaşımda anaokuluna gönderilmem neticesinde, yıllar sonra İsviçre’li bilim adamlarının paylaştığı “Erken yaşta okula başlayan çocuklar, son derece sosyal bireyler olurlar” hipotezini de teyid etmiştim bu vesileyle.

Öyle de Oldum

Şahane ilkokul öğretmenimin de buna katkısı yadsınamayacak kadar fazla idi elbette. 
İlkokulu çok sevdiğim için, sandım ki ben 1 “okulsever”im.
 Oysa ki gerçek böyle değildi. Ortaokul ve lise yıllarım, bu gerçekle yüzleşmekle geçti 😉 Sınıfta kalmadım ama İnkılap Tarihi dersinden bile bütünlemeye kaldım. 
Hatta hiç unutmam, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nü kazandığımda, annemin ve o güne dek ruhunun çelik ve kireç karışımından oluştuğunu sandığım babamın bile mutluluktan ağlaması, bana kendi adıma “Yaaa, yazık, bu insanlar benden yıllardır ne çekmişler..” dedirtmişti 🙃

Üniversiteye adımımı attığım anda şu kanaate varmıştım; “Kızım Nurdan, sen bu okulu ya uzatmadan muzatmadan hemen bitirirsin ya da direkt atılırsın… Ortası yok… Ya beyaz, ya siyah, grinin hiçbir tonunu buralarda arama…”

Aramadım da 😉

Hoş Geldim | Nurdan Yılmaztürk

Üniversite bitti. Annem ve babam daha çok ağladı. Ben bu defa “Yaa yazık bu insanların benden hiç umudu yokmuş demek ki..” dedim.

İş hayatım, lise 1. sınıfın yaz tatilinde babama “Verdiğin harçlık almak istediğim tüm kitaplara, izlemek istediğim tüm filmlere yetmiyor, harçlığımı artırmanı istiyorum.” tribini atmamın akabinde, babamın “Harçlığın yetmiyorsa git çalış o zaman, 1 tek sen itiraz ediyorsun harçlığının azlığına, diğer kardeşlerin hiç itiraz etmiyor.” cümlesiyle karşılık bulduğundan, henüz 16 yaşımda, Amerikan dondurmaları satan 1 dondurmacıda satış elemanı olmamla başlamıştı zaten yaşıtlarımdan çok evvel.

O gün 1 satışçı oldum, pir satışçı oldum.

Ve o gün bugündür; yerli, yabancı zincir otellerde, acentelerde, farklı departmanlarda ama hep satış yaparak hayatımı kazanır hale geldim.

2005’te, 15 senelik SGK’lı paryalık halimden sıkılıp, bağkurlu 1 derebeyine dönüşme düşümün peşine düşüp KAGİDER ve Avrupa Birliği’nin düzenlediği Kadın Girişimciler Kuluçka Projesi’ne dahil oldum. 1194 proje arasından seçilen iş planımla, turizm sektöründe istihdam sağlama hizmeti veren “Emek Ekstra” isimli firmamı kurdum. Bu defa annem, babam ve ben, 3ümüz birlikte ağlıyorduk mutluluktan. Ve ben, “Yaaaaa vallahi yazık bize, benim de mi kendimden hiç umudum yokmuş ne??” diye düşünmekteydim 🙃

2006 yılı geldiğinde birden suların rengi, tadı, yönü, akışı değişti…

Önce annem beyin kanaması geçirdi. O sürecin şokunu yaşarken, hamile olduğumu öğrendim, Emek Ekstra’yla birlikte büyüyecek gerçek 1 bebek haberi hepimize son derece moral vermişken hamileliğimin 6. ayında annem,  1 bayram ertesinde, 1 başka bayram evvelinde, hep beraber yenmiş bayram tadında 1 akşam yemeği sabahında artık yoktu.

Öleceğimi(zi) sandım evvela. Ölmeyeceğimi(zi) anladığımda, eşsiz 1 sükunet içerisinde bütün gücümü ve enerjimi işe verdim.

Karnım burnumda, oradan oraya koştururken, aklımı yitirmememi sağlayan en kuvvetli 2 etken, her gün yediğim 1 kilo fıstıklı çikolata ve bizi birbirimize bağlayan kordonuna sımsıkı tutunmasını tembihlediğim kızım idi.

Kızım dünyaya geldi.

O gün anladım ki aramızdaki o bağ, doğum anında kesildiğinde yok olmuyor, kimsenin göremediği başka 1 bağa dönüşüyor ve ona en çok benim sıkıca tutunmam gerekiyor. Öyle de oldu…

İlayda’nın babası ile aşkla başlayan sevgililik hikayemiz de ne yazık ki aynı aşkla evlilik hikayesine dönüşemediğinden, Çin sınırına kadar yapılan “aile olarak kalma” yolculuğu da fayda etmediğinden, 35. yaşıma bekar 1 anne olarak girdim.

Hayatımda verdiğim bu en bencil ama en “ben” olmamı sağlayan karar, beni bugüne dek kuvvetlendire, kuvvetlendire getirdi.

Şimdilerde, yurtdışı seyahatler konusunda hizmet veren 1 temsilcilik firmasında hala satış yapmaya devam etmekteyim. 
Yaşamın travmatik dayatmalarını; geceleri tüm şehir uykuya daldığında parmak uçlarımla tuvallere, tüllere, aynalara bıraktığım renklerle, bende her birinin anısı olan defterlerime döktüğüm iç konuşmalarımla, sayfalarını okumadan evvel kokladığım kitaplarımla çözmekteyim.

Hoş Geldim | Nurdan Yılmaztürk

Kendime 40 yaş hediyem olan; Kadir Has Üniversitesi Aret Vartanyan Yaşam Atölyesi Yetişkin Eğitmenliği diploma programımın bitirme tezi için “Mutluluk ve Hayat Yönetimi” üzerine hazırladığım eğitim programımı geliştirmek üzere 2017 yılında başladığım 2. üniversite serüvenim nedeniyle bu kez kimse ağlamadı. Bilakis herkes çok güldü. İlayda müthiş gurur duydu.

Ve ben bana devasa 1 söz verdim. 50 yaşıma geldiğimde, “İlkçağ Felsefesi” anlatacağım, dünyanın herhangi 1 yerinde beni dinlemek isteyenlere…

Zira, en sevdiğim özelliğim; “İdeallerimden büyük, hayallerim var benim…”

Nurdan Yılmaztürk   

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 7 Kasım 2018 at 14:31

    Muhteşem bir yazı olmuş…

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 13 Kasım 2018 at 22:58

      Çok teşekkür ederim..

  • Cevapla Nurcan Öztezdoğan 7 Kasım 2018 at 16:32

    Canım kızım, işte benim biricik Nurdanım… Bir solukta okudum, yine gururlandım, duygulandım, gözlerim buğulandı… Kırmızı rujundan ve o güzel gülüşünden sakın vazgeçme… Hayallerin hep büyük olsun.. İlaydama ve güzel annesine hemen sarılmak istedim… An itibariyle gözlerimi kapadım ve size sımsıkı sarıldım, hissettiniz di mi?

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 13 Kasım 2018 at 23:01

      Benim biricik ilkokul öğretmenim.. Ne diyebilirim.. Bu halimin büyük kısmı sizden öğrendiklerimdendir.. Çok şanslıyım bu anlamda.. Çok şükür..

  • Cevapla Kadir Kaynar 8 Kasım 2018 at 19:59

    Hayatımızı ilginç kılan, hayallerimizin ve düşlediklerimizin gerçekleşme olasılığı. Dilerim bu olasılıklar gerçeğe dönüşür. Dostlukla.

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 13 Kasım 2018 at 23:02

      Değerli Kadir Bey; ne güzel sürpriz, ne güzel dilek.. Çok teşekkür ederim.. Dostlukla..

  • Cevapla Vildan Mataracı 8 Kasım 2018 at 21:58

    Çok şey yazmak istedim, toparlayamadım 😣İnsanı sarmalayan, sıcacık bir enerjisiniz. Harikasınız…

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 13 Kasım 2018 at 23:05

      Fas… Ne güzel topraklardı ve hayatıma ne güzel insanlar kattı. Çok teşekkür ederim, dostluğunuz ve kalpten sözleriniz için..

    Cevap Yaz