Kaş ve Ben

Bir Kelebek Gibi

25 Kasım 2018

Bir Kelebek Gibi

2008 yılında öykü kitabım çıktığında içinde Pupa adlı bir hikayem yer almıştı. Pupa aynı zamanda basılı bir yayın organında yayınlanmış ilk öykümdü. Her şey evde otururken bir kelebeğin, televizyonun ekranına bir kaç kez çarpmasına rağmen; inatla o yöne doğru uçma çabasına tanıklık etmemle başladı. Kendi varlığını onca emeğin sonucu oluşturmuş kelebek adına hissettiğim, çoğu zaman hepimizin yaşadığı görünür olana olan aldanmışlık duygumuzu bir öyküyle anlatabilmek istedim. Kafamda beliren cümle şuydu;

“Kelebek inatla televizyonun içine girmeye çalışıyordu. Sanki gerçek yaşam ordaymış gibi.”

Bir kelebek gibi hissedebilmek ve onu daha iyi tanıyabilmek için, bir kaç gün kelebekler üzerine araştırma yaptım. Okumalarımın sonucunda, bir tırtılın koza içinde kaldığı döneme pupa aşaması dendiğini öğrenince; öykünün adı kendini buldu ve hikayenin geri kalanı onun üzerinden şekillendi.

Ortaya sadece bir öykü çıkmış olmadı. Hayatın içinde dönüşüm sürecine girdiğimizde, tıpkı bir kelebek gibi olmak gerektiğini de idrak etmiş oldum aynı zamanda. O günden sonra da kelebek benim için hayatımın her döneminde en güçlü metafor oldu her zaman.

Geçen hafta, yakında Kaş ve Ben köşemi bırakacağımı duyurunca, tabiri caizse bana hayıflananlar oldu. Yazımda bunun aslında bir veda değil bir kavuşma olduğuna değinirken tam da bir kelebek gibi uçmaya hazır olduğumu anlatabilmek istemiştim.

Umudum Var

Kaş ve Ben köşesinde bir yıldan fazladır kendime dair yazmak, kozamı ördüğüm pupa aşaması diyebileceğim bir dönemdi benim için.

Kalbinizi tüm samimiyetinizle başkalarına açmak, inanın vücudunuzun en mahrem yerini açmak kadar zor bir şey. Karşınızdakinin size zarar vermeyeceğine dair büyük bir güven duymanız gerek her şeyden önce. Ayrıca doğanın sizi koruyacağına dair çok güçlü bir inancınız olmalı. Tıpkı bir kelebeğin, en ufacık bir darbenin yıkabileceği kadar narin kozasının içinde; güvenle uzun süre kalarak, o eşsiz kanatlarını oluşturması gibi.

Her hafta yayınlanan yazılarım hiç hesapsız bir şekilde o kadar birbiriyle bağlantılı yazılar oldu ki, uzunca zamandır onları bir kitapta toplama düşüncesi vardı kafamda. Çünkü o bağlantılar doğru kurulursa ve karşı tarafa o sırayla aktarılırsa bu kadar kendi özelime girmemin bütündeki anlamı ancak anlaşılabilecek diye düşünüyordum. En azından anlayabilen birilerinin çıkacağına dair bir umudum var. Yoksa özünde duygusal mahremini herkesle fütursuzca paylaşacak kadar teşhirci biri değilim.

Bir Kelebek Gibi

İşte tam da anlattığım sebeplerle Kaş ve Ben köşesi son buluyor. Çünkü söz uçar yazı kalır misali, anlatmaya çalıştığım meselem bittiğinde -ki buna çok az kaldı- bir kitabın sayfalarında onu birileri okumak istediği sürece varlığını aslında devam ettirecek. Tabi ona inanacak bir yayınevi bulması gerekecek önce. İkincisi bir tırtıl gibi, sadece ilintide olduğum kendi hayat hikayemin yüzeyinde sürünerek yol almak yerine; bir kelebek gibi, hayal dünyamın içinde rengarenk kanatlarımı çırparak uçmak istiyorum bundan böyle.

Dolayısıyla önümüzdeki bir kaç hafta, Kaş ve Ben köşesine ve kendi özel hayatıma dair (en azından şimdilik) son cümlelerimi söylerken; bir yandan yarım kalmış bir romanı tamamlamaya çalışacak, bir yandan da yeni hikayeler üreteceğim yepyeni bir köşede. Aslına bakarsanız ilk öykümü yazdım bile. Elbette dileğim Kaş ve Ben köşesini sevenlerin, öykülerimin yayınlanacağı Hâlâ köşesini de sevmesi yönünde. Ama sevilmezse de sıkıntı yok. Çünkü ben, başkalarının ne düşündüğünün esaretine saplanmadan; tıpkı bir kelebek gibi, özgürce uçarak kanatlarımın varlığını taçlandırıyor olacağım. Tıpkı bir kelebek kadar kısa bir ömrüm olduğunun bilinciyle…

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 25 Kasım 2018 at 13:11

    Aşk Bir Kadın Hastalığıdır” kitabını okuduğumdan beri yeni öykülerini bekliyordum.
     
    Kaş ve Ben’de çıktığın yolculuğun, öykülerine giden yolda, dümenine geçtiğin bir sandal olduğunu şimdi görüyorum. Yeni bir adaya varmana az kaldı. Sandalı limana bağlayacak, adanın keyfini çıkartacaksın görüyorum.
     
    Bu adadan sonraki büyük kıtanın ne olacağını ikimiz de biliyoruz 😉
     
    Sitenin editörü olarak Hâlâ’da yayınlayacağın öykülere herkesten önce göz atabilme fırsatım olduğu için, spoiler vermeden şu kadarını söyleyebilirim; sevgili Didem Elif okurları, şaşırmaya hazır olun…
     
    Her maceranda yanında, kol kola yürümeyi umut ediyorum. Çünkü seninle yolda olmak inanılmaz keyifli 🤗😘

    • Cevapla Didem Elif 25 Kasım 2018 at 13:52

      Yorumunu okurken göz yaşlarımı tutamadım. Sana Kaş ve Ben köşemi bırakacağımı ilk söylediğimde beni en iyi anlayacak kişi olduğunu da biliyordum. İçindeki tüm burukluğa rağmen hiç müdahale etmeden sabırla, sevgiyle ve saygıyla yanımda oldun. Bu yeni köşenin anlamını bir sonraki yazımda anlattığımda seninle birlikte yürümenin benim için kıymetini ve bundan kolay kolay vazgeçmek istemeyeceğimi eminim daha iyi anlayacaksın. Biz birlikte eminim çok güzel şeyler yapacağız. 🙏😘❤️

  • Cevapla İrem Savaş 25 Kasım 2018 at 13:18

    Merhaba, öncelikle kaleminize, kalbinize sağlıık! 🦋
     
    Bir kelebeğe hiç bu kadar olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmamıştım, bana farklı bir perspektif kattınız. Herkes hayatta kelebeğin çabasını yaşar ama kimisi bir kelebek gibi direnmektense vazgeçmeyi seçer. Sizin gibi direnişli kararlar verebilen kadınların hayat hikayesini ya da tecrübelerini okumak çok keyifli olacaktır. Yeni köşenizi heyecanla bekliyorum…
     
    Hayat renkli, günler şeker 🍭

    • Cevapla Didem Elif 25 Kasım 2018 at 13:59

      Cansın sevgili İrem. Pamuk yüreğine selam olsun. Çok teşekkür ederim. ❤️🙏😘

  • Cevapla Nurcan Doğan 25 Kasım 2018 at 13:30

    Tek kelimeyle harika. Sevdiğim insanları canlı olarak izlerken ellerim patlayana kadar alkışlarım. Yazınızı okurken aynı his oluştu içimde bu defa ellerimle değil yüreğimle alkışladım. Bundan sonra nerede televizyona yakın uçuşan, oradaki hayata girmeye çalışan bir kelebek görsem (insan) diyeceğim ki Elif‘i oku. İnanma sahte o dünya… Kanma ışıklı yalanlara, yanma kelebek.

    • Cevapla Didem Elif 25 Kasım 2018 at 14:04

      Bazen beni şımartacaksınız şuursuzlaşacağım diye korkuyorum. Alkışlayan yüreğiniz dert görmesin. Çok teşekkür ederim. 🙏🙏🙏

  • Cevapla Ahmet Yonca 25 Kasım 2018 at 14:02

    1 Aralık 2017’deki Kışın Kaş’ta Yaşam Var mı? yazınızı okuduğumda bir kavuşma ve özlem giderme olduğunu hissettim. Şimdi Yılda 2 ay Kış olan Kaş’ta, kar kıyamet var gibi…
     
    Bunda da bir başka veda, bir başka hüzün görüyorum. Sanki matem tutulan bir evde anıları hatırlamak istemediğimiz için terkederken, aynı zamanda gönlümüzün orada kalması gibi…
     
    Ben vedaları sevmiyorum. Fakat bir yelkovan hareketinde duracak ömrümüzün bazı vedalara ihtiyacı var. Kaş’ı tren ile uğurlayıp el sallarken gördüm kendimi.
     
    Kaleminize sağlık…

    • Cevapla Didem Elif 25 Kasım 2018 at 14:17

      Duygulandırdınız beni. Vedaları inanın ben de sevmem. Ama sizin de dediğiniz gibi ömrümüzün o vedalara ihtiyacı var. Aslında Kaş’ta yaşamaktan vazgeçmiyorum. En azından şu an öyle bir kararım henüz yok. Yine de hüzünlü vazgeçişlerim olduğu doğrudur. Sizin de yüreğinize sağlık. Çok teşekkürler. 🙏🙏🙏

  • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 27 Kasım 2018 at 00:36

    çok sevindim bu yeni habere. evrende, yazım anlamındaki yeni formun olarak, kelebek halini seçmene..
    ve biliyor musun, kelebeğin ömrü aslında sandığımızdan daha uzun imiş. ben de yeni öğrendim. zaten, yaradan’ ın bu kadar güzel 1 varlığa, kısacık 1 ömür biçmiş olmasına hiç inanmak istememiştim 🙂 🙂
    pupa çok güzel 1 eşsesli bence.. rüzgarın daim, yelkenlerin sağlam olsun; seni kendine ait ufkunla karşılamasını dilediğim tüm denizlerde..

    • Cevapla Didem Elif 27 Kasım 2018 at 09:43

      Çok teşekkür ederim Nurdan hanım. Kelebeğin ömrü sandığımızdan uzun olduğu kadar, insanın ömrü de sandığımızdan kısa. Her şey an misali neticede. Hepsinin ötesinde varlığıma sevinilmesi çok kıymetli. Var olun, sağ olun. Sevgiler

    Cevap Yaz