Kaş ve Ben

Şimdi Tutma Zamanı

28 Ekim 2018

Şimdi Tutma Zamanı

Şimdi tutma zamanı deyince belki aranızda dilek tutmak isteyenler olabilir. Aslına bakarsanız niyetim bu değildi ama olur, uyar o da bana. Çünkü bugün sahiplenme üzerine yazmak istiyorum biraz. Dilek tutmak da sahip olmak istediklerimizi elde etmek için gerçekleştirdiğimiz bir eylem neticede.

Aidiyet duygum kadar sahip olma duygum da bugüne kadar çok fazla güçlü değildi benim. Kaş ve Ben yazılarıma başlarken Benim Evim Neresi? yazımı okumuş olanlar belki daha iyi anlar.

Kaş Benim Evim

Nihayet bir sene önce ‘Kaş Benim Evim’ demeye niyetlendiğim anda bu duygumu yoklarcasına gezegen şiddetli bir şekilde sallamaya başladı beni. Tıpkı bir odanın içinde depreme tanık olan biri gibi, sabit ve sağlam durduğunu zannettiğim her şey hareketlenip savrulmaya başladı. Gerçek bir depremde ilk olarak ne yapacaksam onu yaptım. Kızıma sımsıkı sarıldım ve bizi koruyabileceğim en güvenli alana geçip sallantı bitene kadar olmak üzere orayı sahiplendim.

Gezegen beni sallamayı ne zaman bırakır bilmem ama bu belki de ömrümde bir dünya mekanını ilk sahiplenişimdi. Çocukluğumdan beri en sevdiğim bana ait olması gereken eşyalarıma bile sahip olmayı becerememiş biriyim oysa. Saatlerce oturduğum bir mekandan kalkarken etrafımı kontrol etmeden kalktığım çok olmuştur. Garip bir şekilde o unutulan sahiplenilmemiş eşyalar bir şekilde hep gelip beni bulmuştur. Öyle de kısmetliyimdir ki bu konuda. Bir keresinde İzmir Karaburun’da cüzdanımı kaybettim. İstanbul’a döndükten iki hafta sonra cüzdan bana tıpış tıpış geri geldi. Kaybettiğim geri dönmeyen şeyler de oldu tabi. Onlara da üzüldüğümü söyleyemem.

Bu huyum doğal olarak benimle birlikte yaşayan insanların hoşuna gitmezdi. Arkamdan beni toplamaları gerekirdi çünkü. Annem bu konuda en çok acı çekenlerden biri mesela. Okuldan eve dönerim çantada eşofmanımın altı var üstü yok. Soyunma odasında unutmuşum. Allahtan her çocuk benim gibi değil. Ertesi sabah okula gittiğimde eşofman çıkartıldığı köşede olduğu gibi benim gelmemi bekliyor.

Kaş’a gelene kadar da ne yaşadığım evleri ne de çalıştığım işyerlerini mekan olarak sahiplenemedim. Olduğu haliyle iliştim içine ve yaşadım ya da çalıştım sadece. Şu duvara bir süs asayım, şu masaya bir çerçeve koyayım demek ne içimden ne de aklımdan gelmedi. Kendime ait olmasını isteyebileceğim bir kupa aldım belki en fazla.

Kaş’ta biraz daha farklılaştı durumum. Belki bir çiçek almadım hiçbir zaman ama duvarlara asacağım tahtadan tablolar yapmaya başladım mesela. Kızımın odasının duvarlarına çizgi hayvanlar boyadım fırsat buldukça. Eski insanların varlığını nasıl mağaralardan anlayabiliyorsak, şu an oturduğum evde benim yaşadığımı da anlamak mümkün oldu nihayet.

Şimdi Tutma Zamanı

Kızım Duru ise 2 yaş sendromundan mıdır bilmem çok güçlü bir şekilde sahipleniyor herşeyi. Ona ait olmayan şeylere bile bir ‘O benim’ diye cabbarlanışı var. Hayret ediyorum çoğu zaman. Belki de ondan bunu biraz öğrenmem gerek. Çünkü duygularıma bile sahip çıkmayı yeni yeni öğreniyorum desem yeridir. O yüzden benim için şimdi tutma zamanı. Bir şeyleri sahiplenmek, onlara tutunmak zamanı. Bunun illa bir eşya ya da mekan olması gerekmiyor. Belki de başkası daha mutlu olsun diye sevdiğim takımın kaybetmesini dilemek yerine, takım tutmasını bile adam gibi becerebilmeliyim bundan sonra.

Bugüne kadar, Halil Cibran’ın şiirindeki gibi hiçbir şeyin bize ait olmadığına inandım, çocuklarımızın bile. Şu sözler hep beynimin bir yerinde çınladı durdu.

“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.”

Hala da fikrim değişmedi aslına bakarsanız. Fakat bu hiç bir şeyi tutmayacağınız, her şeyi bırakacağınız anlamına gelmiyor. Anne olarak bir çocuğun dünyadaki yolculuğuna kanal olabilmek için bile önce o çocuğu 9 ay karnında tutabilmek gerekiyor. İşte tam da böyle bir duygu içindeyim benim için şimdi tutma zamanı derken.

Bir yere kadar hayatın sorumluluğunu almak adına bazen bir şeyleri tutmak gerekiyor.

İşte ben de kendimi gerçekleştirmek için; bugüne kadar hiçbir zaman tam olarak sahip çıkmadığım değerlerimi, doğrularımı, güzelliklerimi, sevdiklerimi, becerebildiklerimi, deneyimlerimi, sezgilerimi, emeklerimi, hatta oturduğum evimi, en çok da ne olmak istediğimi artık sıkı sıkı tutuyorum elimde. Çünkü şimdi tutma zamanı. Varlığıma sahip çıkmak için hayata tutunma zamanı.

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Pınar Sude Genç 28 Ekim 2018 at 23:44

    Bir an düşündüm de belki sizin gibi olmak isteyebilirdim bu konuda çünkü ben de her şeyi fazla sahipleniyorum, fazla bağlanıyorum. Hepimiz birbirimizden çok farklıyız..

    • Cevapla Didem Elif 30 Ekim 2018 at 04:44

      Bu da en güzel yanımız bence farklı olmamız 💛

    Cevap Yaz