Münferit Tatile Giderse

Ortaya Karışık Mevzular

23 Ekim 2018

Ortaya Karışık Mevzular

Mevzuya girmeden önce bir konuya değinmek istiyorum. Abi, ben editörle ne güzel 15 günde bir olarak yazmaya anlaşmıştım. Kaşla göz arasında bu nasıl her haftaya çevrildi ben anlamadım. Hatun diyor ki; “Tamam yazma, sen bilirisin”, ardından bir şey daha söylüyor ve ben yazmak zorunda kalıyorum. Nasıl oluyor anlamıyorum.

Neyse, Ortaya Karışık Mevzular başlasın bakalım…

İlk hikayemiz sevip de kavuşamayanlara gelsin.

Şimdi abi biz otelciler var ya aslında çok eli öpülesi, hatta alnı öpülesi insanlarız. Yuva yapmakta üzerimize yoktur. Hani bu çöpçatan siteleri, ne bilim efendim işte evlendirme programları, bizim yanımızda halt etmiştir.

Neden mi? Hemen açıklıyorum.

Turizmciler bilir de hani bilmeyenler için söylüyorum. Bizde short’a düşmek diye bir tabir vardır.

Short’a Düşmek

Abi atıyorum işte, diyelim otelin 100 odalı ama sen 105 oda satmışsın. Yani 5 oda fazla. Adamları yatıracak yer yok. Parasını da bir güzel almışsın. İşte 5 oda short’a düştün, yani sıçtın demektir.

Bu 5 odayı ne yapıyoruz? Abi diğer odalarla birleştiriyoruz. Atıyorum işte, bakıyoruz o tarihlere 4 kişilik bir odada 2 kişi kalıyorsa hemen yapıştır abi oraya 2 kişiyi. Tabi bunu da her ön büro yapamaz. Misafiri de ikna etmen gerekiyor.

Bu olay en güzel, en sorunsuz Ruslar’la olur genelde. Adamlar rahat, ver votkayı, hangi odaya atarsan at.

Bir gün yine böyle short’ta olduğumuz bir dönem. Bir odada tek bir Rus erkek misafir konaklıyor. Dışarıda odasını veremediğimiz 1 Bayan Rus misafir kaldı. Ön büro aldı abi bu hatunu oğlanın odasına verdi. Ama misafirlerde herhangi bir mutsuzluk falan yok. Odada yataklar tek kişilikti, misafirlerin çıkış günü oda temizlenecek housekeeping odaya giriyor tek olan yataklar birleştirilmiş çift kişilik yapılmış.

Eee malum otellerde verilen alkolleri de bilirsiniz. Hepsi kana en hızlı karışan cinsten olduğundan, öyle bir durumda da ateşle barutu aynı odaya koyduğumuzdan bir şey de diyemiyoruz.

Neyse aradan 1 yıl geçti, diğer sezona girdik. Baktık yine bunlar gelmiş ama bu kez evlilik cüzdanları var.

Yeeaaahhh. Harbi cennetliğiz lan biz.

Ama durum her zaman da öyle olmuyor.

Evlilik yıldönümleri için gelmiş olan misafirlerin tartışmalarına da sebep olmuşluğumuz vardır.

Şimdi böyle sezonun bitmesine yakın otelde de doluluğun az olduğu bir dönemde evlilik yıldönümleri için süslenmesi gereken 2 oda var abi. Otelde de misafir ilişkileri, kocalardan eşlerine ait bir fotoğraf istemiş. Süslemelerin yanlarına konulacak falan filan.

Benden de bir şey rica etti. 2 odaya da konulması gereken misafirlere ait eşyaları (fotoğraf vs) verdi. Bunları senden Housekeeping alacak, dedi. Eyvallah tamam, dedim.

Neyse odalar süslenmiş, hatunun resmi odaya yerleştirilmiş. Sözde sürpriz yapan kocaya yardım ediyoruz. Allah bizi nasıl biliyorsa öyle yapsın. Abi adam odaya girdikten bir 10 dakika sonra resepsiyona gelmiş, nasıl bağırıyor. Sizin yapacağınız işin ben taaa… dercesine.

50 tane fırça yedikten sonra anlıyoruz ki;

Abi geri zekâlı ben, kadınların fotoğraflarını nasıl olduysa karıştırmışım. Atıyorum işte, 105 No’lu odada konaklayacak olan kadının fotoğrafını 104 No’lu odaya, 104 No’lu odada konaklayacak bayanın resmini de 105 No’lu odaya vermişim.

Dolayısı ile hatun odaya girdiğinde başka kadının fotoğraflarını görünce adamı bir kalaylıyor, bir kalaylıyor, yok böyle bir şey.

Ama Allah var ben, her sezon başında, otelle ilgili paylaşımlar yapar ve size unutulmayacak anlar yaşatacağız diye de not yazarım. Hadi itiraf et hadi, bunu unutabilecek misin? Ben bir şey söylüyorsam yaparım arkadaş. Ama bilerek ama bilmeyerek…

Bizim dergi Bursa’da ya. Bursa’da olan bir otelde gerçekleşmiş bir olayı anlatayım.

Şimdi siz diyeceksiniz ki; “Gülşah sen Bodrum’dasın, Bursa’daki oteli nereden biliyorsun?” Oğlum ben sırf yazmak için otelcilik yapıyorum. Her yerde kulağım vardır.

Abi millet kolay yoldan para kazanmanın yolunu bulmuş amk. (Burada amk’nin açılımı Açık-Mert-Korkusuz. Yoksa ben küfüre karşıyım bilirsiniz.) Bir grup sahtekâr otellere sipariş üzerine hatun gönderiyoruz şeklinde, Internet üzerinden bir şirket kurmuş. Amcanın biri de yaşına başına bakmadan esmer bir hatun sipariş vermiş.

Neyse kasıla kasıla otele geliyor, resepsiyoniste benim rezervasyonum vardı, diyor. Bakıyorlar ki adamın rezervasyonu yok.

Amca diyor ki; “Nasıl olmaz? Bana mesaj gönderdiniz.”

Resepsiyonist gelen mesaja bakıyor. Adamdan 500 TL almışlar, fişi falan var. Adres olarak da bu otelin adını ve adresini yazmışlar. Adam da doğal olarak otele gelmiş, rezervasyonum var, hatun da gelecek diyor.

Lobide oturuyor gitmiyor. Amcaya anlatıyorlar; dolandırılmışsın amca, öyle bir rezervasyon yok, diye ama amca anlamıyor. O hatun buraya gelecek diyor…

Amcadaki numarayı arıyorlar, kapı duvar kimse açmıyor. Ama amca artık nasıl bir umutla, nasıl bir hayalle geldiyse, hala inanmıyor lobide oturuyor, 2 saat bekliyor. Ne gelen var, ne giden…

Oh olsun. 1 gr üzüldüm mü? Yok. Beter ol. Çoluğunun çocuğunun rızkını, elin karılarına verirsen, böyle mal gibi lobide beklersin!..

Son bir şey daha anlatayım size, sonra yemek yiyeceğim annem çağırıyor.

Turizme ilk başladığım yıllarda ben bir acentede “Tur ve Transfer” operasyona bakıyorum abi. Normalde benim işim masa başı. Oturduğum yerden çatır çatır operasyonumu yaparım. Bir gün ne olduysa personel yetersiz geldi. Misafirleri otelden alıp, tekne turuna götürecek adam yok. Bizim müdür dedi ki; “Gülşah kaptanla sen gidiyorsun.”

Ya abi yapma gözünü seveyim. En sevmediğim şeyler.

Yok dedi sen gideceksin, kimse yok. Neyse abi gittik, kaptanla otelden aldık bunları, teknenin kalkacağı yere kadar geldik, oradan sonra ben yürüyerek götüreceğim 24 kişiyi.

Elimde pankart kaldırmışım bunlar arkadan beni takip ediyorlar.

Ulan geri zekalı Gülşah, arada bir arkana baksana millet geliyor mu? Gelmiyor mu?

Abi tekneye geldik ben arkamı döndüm. Amk kimse yok. Nerede laaan 24 kişi?

Abi ben Yusuf Yusuf. Sağa bakıyorum yok, sola bakıyorum yok. Çıldıracağım.

Ofisi, bizim müdürü aradım. Abi, dedim, ben bir halt yedim anlatacağım ama kızma.
“Ne oldu yine Gülşah?” Farkındaysanız “yine” diyor. Ben ne zaman masa başından kalkıp dışarıda iş yapsam, hep elime yüzüme bulaşıyor. Anlattım olayı, bu sinirlendi tabi. Kapat telefonu, ben halledeceğim, dedi.

10 dakika sonra aradı beni; “Gülşah, ofise gel. Yolcular tekneye bindi.”

İşin tuhaf tarafı, teknenin de önünde duruyorum ha, o kadar yolcuyu binerken de görmedim. 🙈

Neyse sonuca bağlıyorum, hazır mısınız?

Ayran içip ayrı düşeceğinize, rakı içip sevişin abi…

Gülşah İslamoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Mustafa Kara 23 Ekim 2018 at 12:52

    😁😁😁😁😁😁

  • Cevap Yaz