Bibliyofil

Hep Sonradan

28 Ekim 2018
Hep Sonradan | Ezgi Durmuş


Hep Sonradan | Ezgi Durmuş

Hep Sonradan | Konu

Eylül…
Annesinin hastalığı üzerine dünyası başına yıkılan Eylül…

Normal tabii, onun için dünya demekti anne, onun dünyası annesinin üzerine kuruluydu. Herkes için öyle değil midir zaten? Ağza alınmaya bile uygun görülmeyen bir hastalığın annenizi sizden alıp götürmesi üzmez miydi sizi? Yıkmaz mıydı içinizdeki bütün umutları, şevkleri? Yıkardı. Eylül’ü de öyle yıktı zaten.

Hayatında sadece varlıktan ibaret olan, hatta çoğu zaman varlığını bile hissetmediği bir babanın yanında canının içi, ellerinden kayıp giden bir anne…

Bir yayınevinde editörlük yapıyor Eylül. Kitaplardaki hataları düzeltiyor, son okumaları yapıyor. Kitaplardaki hataları kolayca düzeltebiliyor. Bunu meslek olarak yapıyor. Yanlışları yok ediyor, düzeltiyor. Kendi hayatında da öyle yapabilseydi ne iyi olurdu. Kolayca kurtulabilseydi hayatındaki zorluklardan.

Ama zaten hayatı yaşanılır kılan da bu değil midir? Üzüntüler olmalı ki mutluluk olsun. Eylül de hayatındaki zorluklarla başa çıkmaya çalışıyor. Bunların dışında aşk hayatı da pek normal gitmiyor. Hayat birdenbire yüklüyor tüm zorluğunu. Dayanmaya çalışıyor Eylül, mücadele ediyor.

En sonunda ne oluyor?
Eylül bu zorluklara nasıl bir çözüm buluyor?
Doğru ile yanlış arasındaki ince çizgiyi bulabiliyor mu o ince ruhu?

Hep Sonradan | Yorum

Ezgi Durmuş, kalemini kuvvetli bulduğum bir yazar. Kitap biter bitmez, ben ne okudum diye sarsılıyorsunuz muhakkak. Bir insan yaşamadığı, içinde olmadığı bir konuyu bu denli içten, bu kadar gerçekçi anlatmayı nasıl başarabilir diye şaşırmaktan kendimi alamıyorum.

❗️Depresif Dönemlerinizde Okumayın

Kitap sizi o karanlığın içine öyle bir çekiyor ki ruh haliniz fazlasıyla değişiyor. Eylül çok yakınınızmışçasına üzülüyor ve etkileniyorsunuz. Çok pozitif ve enerji dolu bile olsanız Ezgi Durmuş’un o güçlü kalemiyle, kitabın içinde kendinizi kaybediyorsunuz. Bunu bilerek kendinizi hazır hissettiğinizde okumayı deneyin derim.

“Ortak bir acıya sahip iki kişi varsa, acı eşit bölünemez; biri diğerinden daha güçlü olmak ve acının büyük payını üstlenmek zorundadır. Dilediği gibi ağlayamaz, korkamaz, öfkelenemez… Hayatındaki herkes onu güçlü sanır da kimse bilmez, savrulmasının ufacık bir rüzgara baktığını. Ben güçlü olan taraftım. Annem, saçlarını kaybedene kadar…”

Sevgilerimle,
Pınar Sude Genç

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz