Martan'ın Sepeti

Angaje

27 Ekim 2018

Angaje | Kedi

Kışa angaje olmuş sonbaharın sonu

Kış ise ilkbaharla olan angajman şartlarını yerine getirmek adına beyaz örtüsünü çoktan tepelere birer birer serdi bile. Ben, sakin sessiz evimde, sıcacık sepetimde uyuklamaktayım. Bu evde olup bitenlerin hiçbirine benimle ilgili olsalar bile dahil olmuyorum, taraf da değilim. Yalnızca sessiz tanığım.

İzlediklerim ve yaşadıklarımın hep aynı şeyi işaret ettiğini bin kere tekrarlamak için burada sizlerle yaşıyorum. Ruhum ancak bu yolla tekamül ediyor. Her şey birbirinin içinde ve fakat her şey birbirinden bağımsız.

Belki de o yüzden sakin ve sessiz evim. Ama durun! Ne o bıyık altından gülümsemeler? Şimdi, hiçbir şeye karışmadığım için “Kediler hep bencildir zaten” mi diyeceksiniz? Yo, yo sakın inkâr etmeyin; dudağınızın incecik kıvrılan kenarından, göz kapaklarınızın hemen yanında aniden ortaya çıkan hınzır çizgiden, insanoğluna has sınıflama tutkusuyla beni üzerinde büyük harflerle BENCİL yazan yaftalı kutulardan birine tıkıştırdığınız o kadar belli ki! Üstelik neden izleyici olduğumu en başından söylememe rağmen…

Olsun…

Bugün hiç de adetim olmamasına rağmen, keza kimsenin işine karışmam; size bazı şeyleri kısa kısa anlatmak niyetindeyim. Sorular soracağım izninizle ve cevapları birlikte bulacağız. Eğer beni dinlerseniz; uzun zaman önce kapıldığınız adına hayat denen bu girdabın, en az sırtımdaki tüylerin adedi kadar bir büyüklükle üzerinize yürüyor hissini bir kenarda bırakıp, keyfinize bakacaksınız! Elbet beni dinlerseniz…

1.)

Özgürlüğünüz ve her şeyi kontrol edebilme hastalığınızın bir arada olabileceğine ne kadar inanıyorsunuz? Çünkü özgürlük, kontrol duygusuyla angaje edilirse sizi bağımlılığa taşır.

2.)

Sizi rahatsız eden asıl şeyin ne kadar umursandığınızı tam olarak tespit edememek olduğunun bilincinde misiniz?Sahi bu arada siz kendinizi ne kadar umursuyor ve ruhunuzun mırıldandıklarını itirazsız ne kadar dinliyorsunuz?

3.)

Her şeyi, ama her şeyi; para, aşk, gayrimenkul, dostlar(!), arkadaşlar, evinizdeki eksik gedik… saymanın ve kaydetmenin size yüklediği ağırlığın farkında mısınız? En son ölen yakınınız yanında ne götürdü giderken, dikkat buyurdunuz mu?

4.)

Mekanda, zamanda, işte, okulda kısacası yaşamda ilerlemek uğruna kayıtdışına aldıklarınız ve kayda değer bulmadıklarınızın hayatın hikâye kısmını oluşturduğunu, yani en güzel yanını sildiğini görmüyor musunuz?

5.)

Dokunmak ve dokunulmanın her varlık için şefkatle yoğurulmuş iyileştirici bir pomat olduğunu ancak sıklıkla yinelendiğinde eskisi kadar yatıştırıcı olmadığını üstelik varlığın özgünlüğüne kastederek onu sıradanlaştırdığını biliyor musunuz?

6.)

İkinci şahıslar ve onların sebep olduğu diğerleri uğruna yaptığınız fedakarlıklar, uğradığınız haksızlıklar, çektiğiniz eziyetler “onun için neler yaptım”a ulaşmadan sona erdi mi? Hiç tüm bunlar gerçekleşmeden iki kere düşündünüz mü?

1. Aslında bu yaptığım beni onun gözünde yüceltmek ve vazgeçilmez kılmak için değil de nedir?”Kendime yer edeyim,gör sana neler edeyim”gibi mesela.
Ya da

2. Sorununu çözeyim ki bana daha çok angaje olsun gibi…

Yaptığımız her şeyde asıl muradımız; varlığımızı sağlamlaştırmak, yerimizi başkalarında derinleştirmek, sudaki aksinize kendinizde dahil herkesi hayran bırakmak değil de nedir?

Oysa yalnızca buradan geçiyoruz, başka milyonların daha önce geçtiği gibi. Hoş sedada kulak tırmalayan bir çığlık ya da muhteşem bir melodi bırakıp gitmek sizin marifetinize kalmış. Kimsenin değilsiniz, kimse de sizin değil. Hiçbir şeyin sahibi değilsiniz, hiçbir şey de sizin sahibiniz olamaz çünkü ruhlarınız bağımlılık ve mecburiyet gibi sıradan kavramlarla angaje olamayacak kadar tanrısal tınılara sahiptir. Bunu laf olsun diye söylemiyorum; sizin için hazırlanan ve biçilen ömür her neye inanıyorsanız inanın sonlu ve ancak sakin kalabildiğiniz ölçüde keyiflidir.

Bu demek değildir ki vazgeçin. Hayır! Elbette vazgeçmeyin ama bunu yaparken ortaya koyduklarınızın sizin için ve sizin eseriniz olduğunu unutmayın, pişmanlık duymadan ilerleyin.

Ve son cümle:

Size angaje olan ve sizin angaje olduğunuz her şey sizi tanımlar. Şimdi iyi bakın, bu siz misiniz?

Zeynep Mete

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Seda Aydın 30 Ekim 2018 at 10:00

    Çok etkileyici…

    • Cevapla Zeynep Mete 31 Ekim 2018 at 20:25

      Teşekkür ederim.

    Cevap Yaz