Köşe Yazıları

Srebrenitsa
Büyük Acı, Büyük Utanç

11 Temmuz 2018
Srebrenitsa: Büyük Acı, Büyük Utanç


11 Temmuz 1995 Srebrenitsa Katliamı

 
Bosna hüzündür, iliklerinize kadar işler. Temmuz ayında ise ayrı bir ağırlık çöker semalarına.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı, 11 Temmuz 1995 gecesi Srebrenitsa’da yaşandı. Bu katliamda 8000 aşkın Müslüman hayatını kaybetti. Geçen yıllara
rağmen tam sayı bilinememekte, yeni yeni toplu mezarlar halen bulunmaktadır.

Avrupa’da hukuksal olarak belgelenmiş ilk soykırımdır. Lahey Adalet Divanı tarafından “soykırım” olarak kabul edilmiştir.

Neler oldu?
Nasıl bu duruma gelindi?

Tito’nun 1980 yılında ölümünden sonra Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’ni oluşturan unsurların (Sırp, Hırvat, Boşnak, Arnavut, Sloven, Makedon, Karadağlı) her birinde hareketlenme başladı. Sırplar kendilerini kurucu temel unsur ve doğal lider olarak görüyorlardı. 1991’de Yugoslavya
parçalandı.

İlk Slovenler ayrıldı. Ardından Hırvatlar kendi devletlerini kurdu. Hırvat-Sırp çatışması yaşandı. Ama kısa zamanda sonlandı. Aliya İzzetbegoviç liderliğindeki Bosna-Hersek de 1992 yılında yapılan referandum sonrasında bağımsızlığını ilan etti.

Bosna Hersek’in bağımsızlığı Avrupa devletleri, ABD ve Birleşmiş Milletler tarafından tanındı. Ancak bu bağımsızlığa başından beri karşı çıkan Miloseviç önderliğindeki Sırplar, Hırvatlarla yaptıkları gizli anlaşmanın ardından Bosna topraklarını işgal ettiler. Sırp Çetnik ve Hırvat Ustaşalar Bosna Hersek’de büyük bir yıkım ve ölümlere sebebiyet verdiler.

Konu uzun ve çetrefilli, çok genel olarak kısaca giriş yaptıktan sonra geçelim Srebrenitsa’ya.

Srebrenitsa

Srebrenitsa Bosna’nın en doğusunda, Sırbistan sınırındadır. Yirmi bin kişilik nüfusunun yüzde sekseni Müslümandır.

– Savaşın başlamasının ardından yakın çevrede işgal edilen yerlerden kaçanlar buraya yerleşti ve nüfus elli bini geçti.

– Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Hollandalı askerleri yerleştirildi.

– Güvenli bölge ilan edildi.

– Yerel halkın silahları ellerinden alındı.

– Boşnak askerler de şehirden çıktı.

İnsanlar hem göçlerle sayılarının artması hem de güvenli bölgede yaşamalarından dolayı kendilerini korumada ve güvende hissediyorlardı. Oysaki en büyük toplu kıyım burada oldu!

👆🏻Fotoğraflar: Velija Hasanbegovic’in kadrajından

Boşnak askerlerin ayrılmasından sonra Sırplar Srebrenitsa’ya saldırmaya başladılar ve “Krivaya 95” operasyonunu başlattılar. BM barış gücündeki Hollanda askerlerinin gözetleme mevzilerine saldırdılar ve 30 kadar Hollanda askerini rehin aldılar.

Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenitsa’ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında Müslümanların toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru, sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi. Yakındaki Zepa’da bulunan İngiliz güçleri bir gece bölgeyi terk ettiler. Sırp ordusu kasabaya bombardımana yeniden başlayacağı ve rehin Hollanda askerlerini öldüreceği tehdidinde bulundu. Hollanda güçleri Sırplara, sabaha kadar geri çekilmezlerle NATO’nun hava saldırısı düzenleyeceğini bildirdi. NATO savaş uçakları Srebrenitsa etrafındaki Sırp tanklarını bombaladı. BM yalnızca iki F16’yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi!

Kendilerine güvenen Sırplar yoğun bir saldırıyla pek çok noktadan kasabaya girdiler. İnsanlar korku içinde bir arada toplandılar. Kaçabilenler Tuzla’ya doğru yol aldılar. Bir kısım insan ise Potoçari köyündeki kampa sığındı. Ancak buradaki insanları Hollandalı komutanlar Sırplara teslim ettiler (Güya Sırplar tarafından güvenli bölgeye taşınacaklardı.)

Az sayıda BM askeri saldırı noktalarına gitti! BM hava desteği de gelmedi!

❗️O gece büyük katliam yaşandı. Beş büyük gün sürdü.

Mavi Kelebekler ve Toplu Mezarlar

Müslüman Mezarlığı

Katliamın ardından geçen yıllarda çok sayıda toplu mezar bulunmuştur.

Bulunmaları da mavi kelebeklerin sayesinde olmuştur. Savaşın ardından ilerleyen yıllarda, toplu mezarların olduğu yerlerde toprağın yapısı değişmiş ve burada yetişen bitkilerin kokusu mavi kelebekleri cezbetmiş. Bu durum birkaç yerde tespit edilince oralarda kazılar yapılmış ve acı gerçek ortaya çıkmış.

Her kazı yapıldığında çıkarılan cesetlere DNA testi uygulanarak, analar-babalar evlatlarını bulup en azından başlarında dua edecekleri birer mezar yapmışlar.

Yazımın katliamın yıldönümüne denk gelmesi vesilesiyle kayıpları rahmetle anıyor ve bir daha böyle acıların yaşanmamasını diliyorum.

Evet, üzücü bir yazı oldu ama unutmamız, unutturmamız lazım…

Nihan Deveci

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 11 Temmuz 2018 at 12:53

    Canım benim 💜

    Her zamanki gibi çok güzel, bilgi aktarıcı ve duygu yüklü olmuş 🦋🦋🦋

  • Cevapla Nihan Deveci 11 Temmuz 2018 at 13:37

    Çok teşekkürler zarif, canım arkadaşım 🙏

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 11 Temmuz 2018 at 14:32

    Merhaba;
     
    Yazıyı üzüntüyle okudum; soykırım haberlerini TV’de seyrettiğim ve ağladığım günlere geri götürdü beni anlattıklarınız.
     
    Yalnız hem yazınızda hem de çevremdeki Boşnak kökenli arkadaşlarımın yayınladığı görsellerde dikkatimi çeken şey olaya “soykırım” değil de “katliam” denmesi halbuki “soykırım” olarak tanınmış. O halde neden bizler “soykırım” lafını ağzımıza almıyoruz? Azerbaycan Hocalı için de geçerli bu.
     
    1915 Ermeni olayları tüm dünyada soykırım olarak adlandırılırken sürekli ve bize karşı kullanılırken, biz bu soykırımı görmeden bir de Sırbistan’dan et ithal ediyoruz.
     
    Bu soykırım Avrupa tarafından gerekli önemi görmüyor, üstelik bile bile o insanlar ölüme gönderilmiş. Yazıklar olsun…

  • Cevapla Nihan Deveci 11 Temmuz 2018 at 17:38

    Merhabalar Hande Hanım,
     
    Yazımda Lahey Adalet Divanı tarafından soykırım olarak tanındığını belirttim. Tanımasalar da zaten soykırım olduğu kesin bir gerçek. Ben özellikle 11 Temmuz günü için özelde katliam, genelde soykırım ibaresini kullandım.
     
    Yorumunuz için teşekkürler. Sevgiler, selamlar.

  • Cevap Yaz