Kaş ve Ben

Hayır Diyebilmek

20 Nisan 2018

Hayır Diyebilmek

Geçen hafta, yazı yazmak yerine çok önemsediğim bir söyleşiyi sizinle paylaşmayı tercih ettim. Likya Sohbetleri’nde, karanlıkta yemek yemek üzerine Nuri Kaya ile yaptığımız sohbet beni çok etkilemişti, o yüzden de dikkati onun üzerine çekmek istedim.

Kaş ve Ben adlı köşemde yayınlanan yazılarımın her ne kadar o haftaya ait bir konusu olsa da, birbirleriyle bir şekilde bağı var. Yazdığım her yazı bir sonraki yazının temelini oluşturuyor neredeyse. Ki hayatımıza bir şekilde dahil olmuş her şeyin ve herkesin yine bir şekilde birbiriyle ve bizimle bir bağı olduğuna inanıyorum. Bu beni çok etkileyen muhteşem bir yaşam mekanizması. Dolayısıyla hayır diyebilmek üzerine yazacağımın sinyallerini, Bedenim Acı Çekiyor adlı yazımda vermiştim.

Hayır Diyebilmek

Her ne kadar, içinde bizim kontrol edemediğimiz durumlar bolca yer alsa da; hayat dediğimiz şey, bir seçim demetinden ibaret. Hayır diyebilmek de yolumuzun gidişatını belirleyen en önemli araçlardan biri. Haftalar önce kendimle, yani kadın bedenimle daha barışçıl ve sevgi dolu bir yolculuğa çıkmaya net bir şekilde karar verdiğimde; yaşam kalitemi oldukça düşüren bir araç kullandığımı fark ettim. Üstüne oldukça keyifli anlamlar yüklediğim sigara, kısa vadede bana kendimi iyi hissettiriyorsa da; uzun vadede benim için, başkaları için ve bütün için hiç iyi bir araç değildi. Bunun bilgisi yıllardır vardı elbette ama bilinçli bir şekilde bunun üzerine düşünmüyordum. Çok içmediğim ve onun esiri olmadığım gibi bir kandırmaca üzerinden kendimi aldatıyordum.

O zaman fark ettim ki; sağladığım bir fayda yüzünden hatta zaaf diyelim, benim ve başkaları için iyi olmayan bir şeye hayır diyemiyordum. Ve bu halim sadece sigarayla sınırlı değildi. Bu yaşamımın pek çok alanına sirayet ediyordu. Tam da bunu idrak ettiğim dakikada, ki o anın öncesinde aklımın ucundan bile geçmiyordu, ani bir şekilde sigarayı bırakma kararı aldım. Çünkü bize zarar veren şeylere hayır diyebilmek için bir yerden başlamak gerekiyor. Ben sigara ile başladım. Gayet iyi gidiyor bu arada. Gün saymadım inanın bıraktığım günü bilmiyorum ama sanırım üç hafta oldu.

Ters Köşeme Geldi

Kadın bedeni içinde var olmanın muhteşemliğini fiziksel, zihinsel ve ruhsal anlamda hissetmeye niyetlenmiş biri olarak; sitemizin yazarlarından Mehmet Uğur’un bu hafta yayınlanan Kadının Düşmanı adlı yazısı ile ciddi anlamda ters düştüm. Hazır hayır diyebilmek adına kendime alan açmışken, kadının kadına hasetini merkezine alan bu yazının büyük bir çoğunluğuna katılmadığımı belirtmem lazım. Öyle ki kadın kuaförlerinin çoğunun erkek olmasının nedenini, karşısındaki kadını kıskandığı için doğru bir saç modeli kesmeyeceğine kadar vardırmış Mehmet Bey bu kadınların birbirini çekememezliğini.

Bugüne kadar hiç de ters köşe bulmadığım yazarımız, kadını anlamakta ne kadar zorlandığını belirttiği yazısının son cümlesini “Biraz kendinizi ve sevdiklerinizi düşünerek davranın. Naçizane tavsiyem; biz erkekler gibi düz ve iyi niyetli düşünmeye çalışın,” diye bitirince bu sefer yorum yazma ihtiyacı duydum ve aynen şu cümleleri kullandım;

Kadın Kuaför Var

“Aşçılar da hep erkek. Erkekler, kadınların üzerine yaftalanmaya çalışılmış işlerde gayet başarılılar; kuaförlerin çoğunun erkek olmasının esas nedeni bu diye düşünüyorum. Kıskançlık olacağını yalnızca bir erkek düşünebilirdi valla. Bu arada ben şahsen saç kesimini çok beğendiğim için dört yıldır kadın bir kuaföre gidiyorum. İzmir’de yaşamadığım halde kesimlerimi sırf o bayana kestirmek için İzmir’e gideceğim zamanları bekliyorum. Ayrıca tüm manikürcüler kadındır. Hiçbir kıskançlık söz konusu olmaz. Yani ben “beni kıskandığı için tırnağımı yamuk kesti,” diyeni hiç duymadım. Ama yazınızın doğru köşeleri var kesinlikle. Kadınlar erkekler için değil kadınlar için süslenir genelde. O yüzden karısı süslenince kıskanan erkeğin hali biraz ironik kanımca. Bir insanın kadın düşmanı varsa erkek ya da kadın olsun fark etmez, ciddi tehlike altındadır o kesin. Fakat kadın dayanışması diye bir şey vardır ki, yeryüzünü yeni baştan yaratır… Yani bir kadının kadın dostu varsa sırtı yere gelmez. Zaten aksi olsaydı dünyanın en vefakar varlıkları anneler olmazdı. Son olarak kadınlar düz olamazlar olmasınlar da zaten. Ama sadeleşmeleri benim de temennimdir. İyi niyet ise yine kadın ve erkek fark etmeyen insana has bir vasıftır… Kusura bakmayın ama bu bakış açısıyla bir kadını anlama ihtimaliniz gerçekten çok zayıf… Teşekkür, özür ve sevgilerimle…”

Kadın Dayanışması

42 yıllık yaşantımı onlarca kadın desteği ile geçirmiş biri olarak, tam da eşimin ablasının elini bir öz kardeş gibi sırtımda hissettiğim şu günlerde; kadını bu kadar haset ve birbirine düşman gösteren bu yazıya, kendi yazım vasıtasıyla bir kez daha hayır diyebilmek istedim. Sitemizin sahibi Didem Çelebi Özkan’ın Bursa ve Ben’de yazdığım ilk günden beri bana verdiği destek ise paha biçilemez türden. O yüzden kurduğum her kelime, kendi hemcinslerime bir borçtur her şeyden önce benim için.

Şüphesiz ki kadın ve erkek birbirinden çok farklı yaradılışlı varlıklardır. Kadın Bedeninin Muhteşemliği adlı yazımda da bahsettiğim gibi her kadın da birbirinden inanılmaz derecede farklıdır. Tam da bu yüzden her birimizin çok farklı hikayesi ve deneyimi var. Kıskançlık, hasetlik, çekememezlik kadın erkek gözetmeksizin tüm insanlara özgü negatif duygular. Zaman zaman hepimiz bu gaflet içine girebiliriz. Ama girmediğimizde, negatif duygulardan arınıp sevgiye odaklanabildiğimizde; sadece kadınlar değil, BİZ İNSANLAR şahane varlıklar olabiliyoruz.

Didem Elif

Not: Bu arada 15 Nisan 2017’de, yani bir yıl önce tam bu zamanlarda seçim arifesinde Hayır Diyebilmek adlı bir yazı daha yazmışım. Yeniden seçimlerin konuşulduğu şu günlerde, dileyenler o yazıma da göz gezdirebilirler.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 20 Nisan 2018 at 08:37

    Canım benim öncelikle sigara konusunda yürekten tebrik ederim 🤗🤗
     
    Bugünkü yazında “Hayır” diyebilmenin pozitif gücünü ne kadar da güzel anlatmışsın. Bence söylenen her “Hayır”, söylenecek her “Evet”i daha anlamlı kılıyor.
     
    “Kadın Kıskançlığı” konusuna gelince, aynen senin gibi ben de bu yaftalardan hiç hoşlanmıyorum. Kıskançlık bir cinse özgü bir duygu olamaz ve tam da yazında belirttiğin gibi bu olumsuz duygudan kurtulması gereken sadece bir cins değil, insanlığın tümü olmalı.
     
    Kadın cinsinin son iki bin yıldır kendi bedeni üzerinde bile söz sahibi olamadığı, eğitim hakkı elinden alındığı, ikinci sınıf vatandaş sayıldığı günler çok şükür ki geride kaldı. Toplumdaki yeri erkekle eşit seviyeye ancak çağımızda gelebildi. Yakalanan bu ivmemin yükseleceğine de inanıyorum. Belki ondan sonra şu erkeklerin dünyaya, kadınlara ve çocuklara verdiği zararı telafi edebiliriz 😉 Ahh benim şu dilim, sanırım bazen Mehmet’ten de acı konuşuyor 🙈
     
    Kadın dayanışmasının gücüne en az senin kadar inanıyorum. Dün tam da bir arkadaşımla bu konudan bahsediyorduk. Bursa ve Ben’in yazarlarının yüzde doksanı kadın. Ve bu kadınlar birbirinin üzerine basarak çıkmıyor basamakları. Tersine yukarı çıkan alttakine elini uzatıp üst basamağa çıkmasına yardım ediyor ve her seferinde yardım eden el değişiyor. Bence bu harika bir duygu. Tek başına başarmaktan da güzel, birlikte başarıya koşmak.
     
    Kadın bu kadar hızla gelişirken, erkek de onu aşağıda tutmanın bir yolunu arıyor ne yazık ki. Kıskanç diyecekler, erkekte olunca idealist olan kelime bizde hırs olacak, erkek konuşunca sosyallik olan biz konuştuğumuzda ise dedikodu olacak… Olacak da olacak… Ama bunlar son çırpınışlar 😉 Ne derlerse desinler bizi binlerce yıl tuttukları karanlıkta kalmayacağımız kesin…

  • Cevapla Didem Elif 20 Nisan 2018 at 13:16

    Haklısın kadın artık aydınlığa çıkmaya gerçekten çok hazır. Gümbür gümbür geliyoruz hatta… Dediğin gibi özellikle yaşadığımız şu dönemde çok ciddi destek var birbirimizin arasında. Özellikle Bursa ve Ben’de bunun yansımasını net görebiliyorum. Ve ben buna bayılıyorum… Yaşasın kadınlar… 💞💞💞

  • Cevap Yaz