Bir Doz Hukuk

Evlilik Sözleşmesi

11 Nisan 2018

Sözleşmeli Evliler, Evlilik Sözleşmesi

Sözleşmeli Evliler

Büyüklerden duyarsınız; “Nazan kocasıyla anlaşarak evlendi” 😉 Bir tek Nazan değil, herkes kocasıyla anlaşarak evlensin bana kalırsa. Önemli olan ise bu “anlaşma” fiilinin anlamının ne olduğunu irdelemek.

Büyüklerimizin de dediği gibi, kimi anlaşarak evleniyor, kimi anlaşmadan. Peki, bu anlaşma nasıl bir anlaşma acaba? Onların aslında demek istediği gibi “birbirini severek evlenmek” anlamına mı geliyor anlaşarak evlenmek? Yoksa günümüz sosyal, ekonomik beklentilerin evliliğe yansıdığı “mal, mülk paylaşımında anlaşma” anlamında mı? Sizce hangisi?
Bana sorarsanız ilk seçenek.

Bundan 40- 50 yıl önce kim “evlilik sözleşmesi” diye bir şeyin varlığından haberdardı ki? Bırakın evlilik sözleşmesi yapmayı, çiftler birbirlerini bile ilk kez nikâh zamanı görüyorlardı belki de. Birbirlerini tanımaya bile fırsat olmuyordu ki, nerde kaldı evlilik sözleşmesi!

Ama şimdiki çiftler öyle mi? Düğünü derneği geçtim, evlendikten sonra olur da boşanırsak ne yaparız, nasıl davranırız düşüncesiyle her şeyin en ince ayrıntısı belirli olsun istiyorlar. Günümüz ayrılıkları göz önüne alındığında bence haklılar da! İşte ben bu çiftlerimize “Sözleşmeli Evliler” diyorum. 😉

Kimdir bu sözleşmeli evliler? Nedir bu evlilik sözleşmesi?

Halk arasında evlilik sözleşmesi olarak tabir edilen anlaşma, aslında evlilik sırasında veya olur da evlilik bir şekilde sona ererse diye, çiftlerin mal varlıklını nasıl yöneteceklerini, mal paylaşımının nasıl olacağını, hak ve yükümlülüklerinin neler olduğunu düzenleyen bir aile hukuku metnidir. Yani hukuken bir “mal rejimi” sözleşmesidir.

İyi hoş, bizim bu sözleşmeliler daha evlenmeden evvel en güzel şekilde anlaşmaya varıyorlar belki ama acaba hukuken bu sözleşmenin bir geçerliliği var mı?

Mal Rejimi – Evlilik Sözleşmesi

Evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlilik sırasında da yapılabilmektedir.
Peki tarafların kendi aralarında çalakalem imzaladıkları bir sözleşmenin hukuken geçerli olarak doğmuş bir evlilik sözleşmesinin varlığı için yeterli mi? Elbette ki değil! Neden mi, çünkü evlilik ve aile birliğinin kurulması sadece çiftleri değil, kamu düzenini ve toplum menfaatini de yakından ilgilendiren bir husus. İşte bu nedenle toplumun temeli sayılan evlilik ve aileye ilişkin konularda tarafların özel ilişki ve rejimler belirlemesi kanun tarafından belirli şekil şartlarına tabi tutulmuştur.

Bu nedenle evlilik, yani mal rejimi sözleşmelerinin noter huzurunda resmi şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak bu sayede tarafların iradesine uygun bir evlilik sözleşmesi ortaya çıkacak ve evliliğin sonlanması halinde, boşanma sırasında bir delil olarak kabul edilebilecektir. Bu noktada özellikle belirtmek gerekir ki kanunlara ve emredici hükümlere aykırı yapılmış olan sözleşmeler maalesef ki geçersiz sayılacak ve mahkeme tarafından dikkate alınmayacaktır.

Evlilik sözleşmesi zorunlu mudur? Yapılmazsa ne olur?

Evlilik ve ayrılık madalyonun iki yüzü gibidir adeta. Evlilik çiftlerin duygularının ön planda olduğu aydınlık taraf iken, ayrılık maddi kaygıların ön plana çıktığı karanlık taraftır. Her ne kadar ismi son zamanlarda fazlaca zikredilse de evlilik sözleşmesinin uygulamada yaygın olmayışının sebebi; çiftlerin en başta bir araya gelirken hayatlarının sonuna kadar devam edecek bu ilişkiye ekonomik konuları dâhil etmemek ve güvensizlik yaratmamaktır.

Hukuki sonuçlar düşünüldüğünde konunun bu tarafa çekilmemesi gerekmektedir. Çünkü evlilik sözleşmesi ile boşanma anında çiftlerin birbirinden mal kaçırma gibi kötü niyetli davranışları engellenmekte, ağır ve sancılı geçen mal paylaşımı sürecini daha kolay atlatmaları sağlanmaktadır. Yani bu sözleşme ile güdülen asıl amaç evliliğin sonlanması halinde eşler üzerine doğan orantısız kazanımların önüne geçebilmektir.

Evlilik sözleşmesi imzalamak yasal bir zorunluluk değildir elbette. Çiftler evlilik birliği için kanunda belirtilen herhangi bir mal rejimini seçmek konusunda serbesttirler. Bunlar mal ayrılığı, mal ortaklığı, paylaşmalı mal ayrılığı gibi seçenekler olabilir.

Peki taraflar hiçbir rejimi seçmemiş ve evlilik sözleşmesi yapmamış iseler durum ne olur? Bu halde kanun gereği çiftler otomatik olarak; evlilik birliği içinde edinilen malların yarı yarıya bölündüğü “Edinilmiş Mallara Katılma” rejimine tabi olacaklardır.

Edinilmiş mallara nasıl katılınır?

Bu mal rejimini tarif etmek gerekirse; nasıl ki evlilik hayatı müşterektir, o zaman evli iken tarafların sahip olacağı tüm mallar da müştereken bölünecektir.

Uygulamada en çok sorulan sorulardan biri, eşlerin her türlü malının yarıya bölünüp bölünmeyeceği hususundadır. Dikkat ederseniz yalnızca “evlilik birliği içinde edinilmiş olan mallar”ın ikiye bölüneceğinden bahsettim. Dolayısıyla kanunun “kişisel mal” olarak nitelendirdiği ekonomik değerler yine çiftlerin yalnız kendilerine ait olacaktır.

Örneğin düğün sırasında kadına takılan takılar gibi. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Tek Mi Taş, Taş Mı Tek başlıklı yazım). Özellikle evlenmeden önce çiftlerin sahip oldukları mallar, tarafların ana-babalarından miras yolu ile geçenler veya eşlerden birine bağışlama şeklinde yapılmış kazandırmalar bu rejime tabi olmayacaktır.

Kanun koyucu tarafından evlilerin otomatik olarak edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olmasının amacı, çiftlerden herhangi birinin çalışmaması halinde, çalışmayan eşin dahi ev ekonomisine yaptığı katkıdan dolayı söz konusu mallar üzerinde hakkı olmasını sağlamaktır.

Mal rejimi hususu ve ortaya çıkaracağı sonuçlar her ne kadar evliliğin başında çiftlerin akıllarının ucundan geçmiyorsa da, sonrasında başa bela olabilecek bir husustur. Dolayısıyla evlilik sözleşmesi yapmadan evvel tarafların kendilerine uygun olan rejimi dikkatlice seçmeleri ve karar vermeleri gerekmektedir.

​​​​​​​​​​Av. Ecem Bacaz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz