Yurtiçi Gezi

Uşak ve Pamukkale

4 Mart 2018
Pamukkale Travertenleri


Pamukkale Travertenleri

 
Son iki yazımda [Bilecik: Kayı Boyu’nun Şehri, Yenilenmiş bir Eskişehir] bahsettiğim gibi İç Batı Anadolu turumuzun diğer ayakları olan Uşak Kanyonu ve Pamukkale’ye doğru 3. günümüzde yola çıktık. Önce Uşak Ulubey Kanyonu’nu gündüz gözüyle görüp, akşama Pamukkale’ye varmayı hedeflemiştik.

Ulubey Kanyonu, Uşak

Uşak Ulubey Kanyonu’nda cam zemin üzerinde korkusuz ben 😉


Ulubey Kanyonu’nda cam zemin üzerinde korkusuz ben 😉

Bu kanyonu, ilk kez Hürriyet Seyahat Gazetesinde gezimizden iki yıl evvel okumuş ve merak etmiştim. Yazıda Ulubey Kanyonu hakkında müthiş bir iddia vardı. Deniyordu ki Amerika’daki Grand Canyon’dan sonra dünyanın ikinci büyük kanyonu imiş. Bunun üzerine Grand Canyon ölçülerini bir araştırayım bizimkiyle karşılaştırayım dedim. Grand Canyon, 6,5 -29 km arası bir uzunlukta imiş ve derinliği en derin noktada 1857 metre imiş. Şimdi bizim kanyon bunun yanında küçümen kalıyor. Bir de tripadvisor.com ve google üzerinde araştırdım ve üzülerek söylüyorum Ulubey Kanyonunun ismi geçmiyor. Pek çok ülkenin kanyonu içinde bizim kanyonun esamesi okunmuyor. Hakikaten üzüldüm, bu kadar güzel bir doğa harikası nasıl olur da tanıtılmaz? Nasıl olur da turlar düzenlenmez? Yani bu ikincilik iddiası doğru mu emin değilim, emin olduğum tek şey var, o da bir doğa harikasını görecek olduğunuz.

Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam ediyor Uşak Kanyon’u. Uşak merkezine 29 km uzaklıklataki bu doğa harikasında sal sporları, kaya tımanışı yapılabiliyormuş.

 
2015 yılında açılan Cam teras üzerinde yürürken kalbiniz ağzınızdan çıkacak gibi çarpıyor. Hatta ben yerde emekleyenler dahi gördüm 😰 çünkü ayağınızın altında bir zemin olduğunu ve düşmeyeceğinizi mantığınız kabul etse de sizi tehlikelerden koruyan beyninizin bir kısmı mümkün değil kabullenemiyor. Çünkü 150 metre yüksekten altınızdaki boşluğa bakıyorsunuz bu çok korkutucu. Benim yükseklik korkum var ama emeklemedim yine de eh bu da fena bir performans değil düşününce.

Blaundus Antik Kenti, Uşak

Blaundus Antik Kenti, Uşak

Bir de çok yakınlarda Blaundus Antik Kenti’ne de uğrayın hazır o kadar yol gitmişken. Büyük İskender’in Anadolu Seferleri’nden sonra Makedonya’dan gelenler tarafından kurulan Blaundus Antik Kenti fotoğraf tutkunlarının geceleri yıldız pozlama tekniğini kullanarak çalıştıkları bölgelerden birisi haline geldi son yıllarda. Ne yazık ki yıldız pozlama için henüz teçhizatımı tamamlamadığımdan dolayı ben bunu yapamadım ama burada çekilen pek çok muhteşem fotoğraf gördüm.

Blaundus Antik Kenti’nde çok hoş vakit geçirdik. Bir şeyler atıştırdıktan sonra da Pamukkale’ye doğru yola çıktık.

Pamukkale

Önce otelimizi ayarladık. Akşam saatlerinde vardığımız için hemen odamıza çantalarımızı bırakıp yemek için yakınlardaki bir restorana gittik. Ve sürpriz! Zehirlendim! Yediğim soslu makarna tüm gece canıma okudu. Ben size daha önce dememiş miydim: seyahatte hem iyi hem kötü şeyler olabiliyor, diye 😉Buyrun, tek korkum onca yol gelip sabaha iyileşemeyip ertesi gün Pamukkale’yi gezememekti 😒

Neyse ki sabaha hafiflemiş ve iyileşmiş olarak uyandım. Kahvaltıdan sonra direkt gezmeye gittik.

Otelimiz zaten merkezde olduğundan üst giriş noktasına arabayla gittik. Aslında keşke alttan girseymişiz. Sebebini anlatacağım.

Hierapolis Antik Kenti

Hierapolis, Pamukkale

Üst noktadan girince önce Antik Kent Hierapolis’i gezdik. Unesco Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Hierapolis “kutsal şehir” demekmiş ve o zamanki şehirliler koruyucu tanrı olarak Apollo’yu seçmişler. Ayrıca içinde bulunan sıcak su kaynaklarını da Pluto ile bağdaşlaştırmışlar.

İÖ. 197-159 yıllarında 2. Eumenes tarafından kurulduğu söyleniyor. Şehrin ismi Herkules’in oğlu Telephus’un hanımı Hiera’dan geliyor. Telephus da bir başka antik kent olan Pergamon’un kurucusu.

Depremler sebebiyle yıkılan ve zarar gören şehir zamanla Helenistik özelliklerini yitirip tipik Roma kentine dönüşmüş. Burası ayrıca Hristiyanlık açısından da önemli bir şehir olmuş. Hz İsa’nın havarilerinden Aziz Philip bu şehirde öldürülmüş. 14 yy’da ise Türklerin eline geçmiş.

Frontinus Caddesi, ana caddesi olup 14 m genişliğinde. Agora, Kuzey Bizans Kapısı, Güney Bizans Kapıs, Gymnasium, anıtsal bina özelliği olan Tritonlu Çeşme Binası, Tiyatroya giden yoldaki Sütun Başlıklı Ev, Apollon kutsal alanı, su kanalları ve sütunlar görülecek yerler arasında.

Pamukkale, Hierapolis Antik Kent tiyatrosunun basamaklarında ben


Hierapolis Antik Kent tiyatrosunun basamaklarında ben

Açıkçası ben tiyatroya bayıldım. Bu gezi biraz uzun bir yürüyüş içeriyor, şapka ve güneş kremi şart. Bu şehri geçtikten sonra ilerleyince içinde bazı buluntuların ve heykellerin yer aldığı müzeyi gezmeyi ihmal etmeyin derim.

 
Ve en önemli yerleden biri ise hemen çıkışta yer alan havuz. Mayonuz ve havlunuz mutlaka yanınızda olsun. Kalıntıların da olduğu havuz tek kelimeyle muhteşem.

Biraz dinlendikten sonra biz Pamukkale Travertenleri’ni görmek için diğer kısma geçtik.

Pamukkale Travertenleri

Pamukkale Travertenleri

Travertenler çeşitli kimyasal reaksiyonlar sonucu çökelen kayalar. Pamukkale’de sıcaklığı 35-100 derece arasında değişen 17 su kaynağı varmış ve bu alan aslında çok geniş bir bölgeyi etkiliyor.

Kaynaktan çıkan 35.6°C sıcaklığında, içinde yüksek miktarda kalsiyum hidrokarbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında karbondioksit ve karbon monoksit uçarak kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep oluyormuş. Kat kat havuzcuklarında çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jel halinde ve zamanla sertleşip traverten haline dönüşüyormuş. Burada termal su belli bir programda veriliyormuş ki kirli bir görüntü oluşmasın. *

Ben ilk 12-13 yaşımdayken buraları gördüğümü hatılıyorum. Tam yaşımı hatırlayamıyorum ama çok sevmiştim o zamanlar da. O sebeple tekrar, eşim ve oğlumla da bu güzel yeri görmek istedim.

 
Bir de biraz yürüme tecrübemden bahsedeyim. Bir kere ayakkabı veya terlik ile yürümek yasak, hani demiştim ya keşke alt girişten girseymişim diye çünkü üstteki giriş çok kalabalık ve ayaklarınıza taşlar battığı için canınız yanıyor. Ama gördüğüm kadarıyla alttaki giriş daha az kalabalık ve havuzlara direkt ayağınızı sokup yumuşak zeminde yürüyebiliyorsunuz. Bir de bir alan var tam uçurum kenarı o alandan geçip yürümeniz lazım ki aşağı doğru havuzlara inebilin. O alan da kalabalık, biri çarpsa veya ayağınız kaysa yuvarlanırsınız. En azından ben yükseklik korkum sebebiyle cesaret edemedim ve içimde kaldı, neyse ki eşim ve oğlum aşağı havuzları da gezdiler ve ben yukarıdaki havuzlarda vakit geçirdim, onlar da yukarıya geri geldiler.

Bu büyük alan yakınlarında yine yer altı sıcak su kaynakları sebebiyle oluşan başka alanlar da var ama onlar beyaz değil.

Biz bu iki güzel yeri gezdikten sonra “Artık İstanbul yoluna koyulalım anca gideriz’ dedik 😉 İç Batı Anadolu gezimizi halen keyifle anarız…

*Kaynak: http://www.pamukkale.gov.tr/tr/Pamukkale-Travertenleri

Hande Sönmezerler Sinan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Mart 2018 at 20:50

    O kadar güzel anlatıyorsun ki kuzucum, görmüş olduğum bir yer bile olsa, içimde yeniden gitme arzusu uyandırıyorsun. Gezmeyi seven yüreğine, anlatarak bizlerle paylaşan kalemine sağlık canikom ❤️

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 4 Mart 2018 at 21:53

    Sağol canım, çok naziksin. İnşallah bu yaz, bir aksilik olmazsa, beraber planımızı da gerçekleştirelim 😉

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Mart 2018 at 21:57

      Çok istiyorum beraber çıkacağımız o tatili. Nasip olsun inşallah 🙏🏻😘

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 4 Mart 2018 at 22:21

    Dua edelim 🙏🏻💕

  • Cevap Yaz