Kaş ve Ben

Seni Seviyorum

2 Mart 2018

El işaretiyle seni seviyorum yapan güzel bir kadın

Kendini İfade Etmek

Dünyanın en güçlü bu iki kelimesi, seni seviyorum; herhangi bir yabancı dil bilmese bile herkesin en az bir tane yabancı dilde söylenişini bildiği, söylemesi en kolay gibi gözüken ama pek çoğumuz için hiç de kolay dile gelmeyen bir cümle öbeği. Sevgiyi anlatan en temel söz. Üstüne daha iyi anlatanı henüz bulunamadı. Kelimelerle rahatça oynayan ben bile, bu başlığın altını doldururken hakkını verememekten korkarak basıyorum klavyenin tuşlarına.

Çocukluğumda hatta muhtemelen yazmayı öğrenir öğrenmez, duygularımı yazılı ifade etmek benim için çok önemli oldu. Fiziksel boyutta kendimi ifade etmek benim için çok zordu çünkü. Beni yakından tanımayan insanlara karşı da o kadar soğuk ve mesafeliydim ki, lisede kimilerinin arkamdan lakap olarak “yürüyen cenaze” dediği kulağıma geldiğinde çok gülmüştüm. Tanıdıklarında bu düşünceden eser kalmayacağının özgüveni vardı belki.

Neden olduğunu bilmiyorum çemberin içindekilerle başka, dışındakilerle başka türlü kurduğum bir iletişim şeklim vardı. Ne zaman ki, iş hayatına girdim ve çemberin dışındakilerle iletişimin önemini fark ettim; o zaman iç dünyamı dışarıya karşı da daha kolay ve açık biçimde ifade etmeyi öğrenmeye başladım.

Seni Seviyorum Diyebilmek

Merak edip Google‘a sorduğumda “Seni Sevmiyorum” sözüne “Seni Seviyorum” sözünden daha fazla sonuç çıkardığını gördüm. Aksini umuyordum ama maalesef karşılaştığım gerçek buydu. Ama bu biz insanların sevgi duygusunu karşı tarafa aktaramadığımızın göstergesi değil kesinlikle.

Gary Chapman Beş Sevgi Dili kitabında sevgiyi karşı tarafa aktarmanın beş yolu olduğunu anlatır. Ve aslında her birimizin bu yollardan birini mutlaka kullandığımızı ifade eder. Farklı dilde konuşan iki insan en temel konularla ilgili bile iletişim kurma güçlüğü yaşadığı gibi, farklı sevgi dilini kullanan insanlar da birbirlerini sevmelerine rağmen zor anlaşırlar.

İletişim üzerine bu ahkamları kesmemin, bu hafta cep telefonumun birden bire bozulmasıyla yakından ilgisi var. Oldukça etkin kullanan biri olarak birkaç gün telefonsuz kalınca neredeyse bir ayağım kırılmış gibi hissettim. Hala tam sıkıntıyı çözemediysem de, eski usül bir teknolojiyle, dumana gerek kalmadan yani, karşı tarafla bağlantımı kurabilir düzeye gelebildim. Buna da şükür diyorum.

Batarya Dolmuyor

Cep telefonumun bataryası dolmayı reddettikten hemen sonra inanılmaz bir şekilde gündelik hayatım yoğunlaştı. Yapma sorumluluğumda olan şeyler arttı birden bire ve o kadar üst üste geldi ki, şu an fiziksel olarak da enerjim bitmiş durumda. Kendimi oldukça yorgun hissediyorum. Neyse ki yarından itibaren hem cep telefonumun hem de kendimin batarya sorununu çözebileceğim İstanbul’a doğru yol alıyorum. Dinlenmeye ve enerji toplamaya şu an gerçekten çok ihtiyacım var.

Halk Eğitim Merkezleri‘nin Kaş şubesinde verdiğim Emlak Danışmanlığı kursu bu hafta sona erdi. Sınavla noktaladığımız son dersimizde öğrendiğim bir şey varsa, sevginin illa dile gelmesi gerekmediği. Kalbin hızı ışık hızından hızlı bana sorarsanız. 7 hafta süren derslerim boyunca iletişimde geri bildirimin önemini vurgulamaya çalıştım. Son gün, benim için her biri birbirinden değerli öğrencilerimin bazıları memnuniyetlerini dillendirme çabası içine girdi ama gerçek şu ki ilk defa bana geri bildirim yapmalarına hiç ihtiyaç duymadım. Vedalaşırken gözlerinden ne kadar sevgi ve minnet içinde oldukları anlaşılıyordu çünkü. Sınav kağıtlarını okurken bazılarının bana bıraktığı notlara rastladığımda ise gözyaşlarımı tutamadım.

İnsan bedenine hayat veren nefes, alış ve veriş üzerine kurulu. Tek başına nefes vererek ya da sadece nefes alarak yaşamak mümkün değil. Sevgi de böyle bir şey. Siz verdikçe karşı tarafın alıp size geri vermesiyle giderek çoğalan muazzam bir enerji.

Biz kadınlar bazen sevildiğimizi görmek, hissetsek bile duymak hatta herkese göstermek isteriz. Sevginin dile gelmesi bizi mutlu ediyor. Bu arada platonik sevgiden bahsetmiyorum. Yıllar önce karşılığı olmadığını bildiğiniz halde, büyük anlamlar yüklediğiniz ama açılmaya cesaret edemediğiniz birine; bugün sosyal medyanın sunduğu nimetlerden faydalanarak bulduğunuz ilk fırsatta, karşınızdakinin yaşadığı hayatı hiç dikkate almadan, bu cüreti göstermek bana sorarsanız kendini bilmezlik. Ben her daim yanı başımızda bizimle birlikte nefes alan sevdiklerimize sevgimizi ifade edebilmenin öneminden ve gücünden bahsediyorum. Ölümlü dünyada onları bir daha yanımızda bulamayabiliriz çünkü.

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Hazal Özkan 2 Mart 2018 at 14:07

    Nasıl güzel ifade etmişsin sevgili Didem Elif 😍
     
    Hiçbir şey tesadüf olmadığı gibi, bu yazında bahsettiklerin de özellikle farkında değilsek hayatımızdakilerin kıymetini ne kadar biliyor olduğumuzla yüzleşerek, belki onlara tekrar şükretmeyi öğreneceğimiz bir dönemin girişinde tesadüf değildi diye düşünüyorum 🙂
     
    Eminim çok yere dokunacak. Beni çok ilhamlandırdı, parmaklarına sağlık 💞

    • Cevapla Didem Elif 3 Mart 2018 at 22:17

      🙏 çok teşekkürler. Sanırım astral bir dönemden bahsediyorsun. Böyle bir süreçte olduğumuzu bilmiyordum. Tamamen içimden bunları yazmak geldi. Ama kesinlikle ben de tesadüflere inanmıyorum. Düşüncelerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. O kadar zor şartlarda pes etmeden yazdım ki bu yazıyı. Beni oldukça motive ettin. ❤️❤️❤️

  • Cevapla Sevgi Sak Tetik 4 Mart 2018 at 10:58

    “İnsan bedenine hayat veren nefes, alış ve veriş üzerine kurulu” cümlesi ne kadar çok şey anlatıyor. Söylemek istediğimiz pek çok şeyin özeti gibi sanki. Zevkle okudum, yüreğinize sağlık Didem Hanım.

    • Cevapla Didem Elif 4 Mart 2018 at 11:17

      Çok teşekkür ederim Sevgi Hanım. 🙏 Ben de her zaman nefes alıp vermenin hayatımıza dair çok fazla şey anlattığını düşünürüm. Yorumunuz çok anlamlı, tekrar teşekkürler 🙏

    Cevap Yaz