Didem'in Köşesi

Allah beni de böyle yaratmış

5 Mart 2018

Allah beni de böyle yaratmış. Pop Art. Sarışın Kadın

Bazen tüm dünyayı seviyorum, bazen de herkesten nefret ediyorum. Bazen bulutların üzerinde, bazen de yerin yedi kat altındayım. Elbette bana özel bir durum değil, hepimiz için hayat inişli çıkışlı. Bende genelde tepeler ve çukurlar oldukça hızlı yer değiştiriyor sadece.

Melankolik bir halim yok aslında. Hatta melankoliyi hiç sevmiyorum. Kimi zaman borderline mıyım diye düşünürken buluyorum kendimi. Ya da bipolar da olabilirim tabi 😝 Ahh evet bayılıyorum kısıtlı psikoloji bilgimle kendime ve diğer insanlara teşhis koymaya 😉 Bu arada kendime bu teşhisleri koyarken sizlerin neler olduğunu düşündüğümü bilseniz şok olursunuz 😝

Allah beni de böyle yaratmış 😝

Kim bilir, belki de sadece insanım; mutlu ve mutsuz zamanları olan. Hayatın düz bir çizgide asla gidemeyeceğini bilecek yaştayım. Peki zaten bu düz çizgiyi istiyor muyum? Sanmam. Çünkü monoton yaşayabilenlerden de değilim. Mutsuzluktan beslenmiyorum ama çelişkiyi, savaşı da seviyorum sanırım.

Kavga ruhumda var.

Araba kullanırken mesela, fazla sinirliyim. Herkes kural dışı hareket ediyormuş gibi hissediyorum. Ben şeridimi bozmadan lanet trafiğin ilerlemesini beklerken birinin emniyet şeridine geçip, ilerde yeniden benim şeridime girmek istemesi beni zıvanadan çıkartabiliyor. Güçsüz bedenimi sanki Hulk ele geçiriyor; arabadan inip, diğer araçtaki adamın camına bir yumruk atıp, adamı pencereden dışarı çıkartıp, bir güzel pataklamanın hayalini kuruyorum. Pataklamanın vereceği hazdan çok adamın bunu yapmam sonucunda geçireceği şok daha çok eğlendiriyor beni 😉

Dışarıdan beni görenler ne narin, ne kibar bir kadın diye düşünüyor. Gülüyorum. İçimdeki Tazmanya Canavarı’ndan habersiz bu insanlar bir gün onunla karşılaştığında şoka giriyor tabi o da ayrı. Beni de en çok bu şok eğlendiriyor 🙃🙃

Çocukluğumdan beri farklıydım. Bu gün böyle olmadım yani anlayacağınız. Instagram profilimi takip edenler kıyafetlerle oynamayı sevdiğimi bilir. Birçok insan da, bu gün, oldukça zevkli bir tarzım olduğunu düşünüyor. Ama bu zevk ya da tarz elbette bir günde gelişmedi. Ergenlikte arkadaşlarım çok çektiler örneğin benden. Neden mi? Basit, deneye deneye öğrendim.

Lise Yılları

O zamanlar “tiki” diye adlandıran bir grubun üyesiydim; Bağdat Caddesi çocukları. Bizim deyimimizle Cadde Çocukları. Bu grubun belli kıyafet kodları vardı ve var olmak için bu kodlara uymanız gerekirdi. Ama konu ben isem, baskıya boyun eğmek söz konusu bile olamaz 😉

Arkadaşlarım hafta içinden başlarlardı, normal giyinmem hususunda telkine. Bu normal neydi anlatayım. O zamanlar Türkiye’de sadece Amerikan Pazarı’nda satılan 501 kot, üzerinde Lacoste gömlek, küt burun topuklu botlar ve Louis Vuitton çanta.

Peki ben ne giyiyordum :)) Gene o dönem varlığı olmadığı için terziye diktirdiğim İspanyol paça kumaş pantolon, bu pantolonun paçası o kadar genişti ki yürürken bir paça diğerine dolanırdı. Üzerine asker yeşili bol bir t-shirt, altına asker botları, boynuma annemin Hindistan’dan getirdiği kurutulmuş meyvelerden bir kolye, en son olarak da vurucu darbeyi kafama taktığım etnik desenli fesle tamamlardım 😂😂 Arkadaşlarımın beni gördüklerinde yüzlerindeki ifadeyi siz düşünün artık 😝

Sarsmayı, aykırı olmayı hep sevdim anlayacağınız. Bana dönen en eleştirel gözler bile sadece eğlenmemi arttıran unsurlardı. En güzeli de bunca farklılığınıza rağmen kendinizi olduğunuz gibi kabul ettirebilmektir. Ben hep değiştirmeyi, zorlamayı seçtim hayatta. Bu kimi zaman yordu ama benim için eğlencesi de buydu…

Üniversite Yılları

Üniversitede kıyafet kodu daha farklıydı. Çünkü bu sefer de bambaşka bir çevrenin içindeydim. Benim tikiler, o yıllarda yeni açılan özel üniversitelere giderken ben devlet üniversitesini tercih etmiştim. Burası da bu gün grunge diyebileceğimiz tarzı benimsediğinden, benim fesli kombinler çok rahatsız edici gelmeyecekti. O zaman ne yapmalıydım? İstanbul’un Üniversitesi Edebiyat kampüsünün yer aldığı Laleli, yani Rus bavul ticaretinin merkezine minicik etekler, stilettolarla gittim elbette 😳 Louis Vuitton’lar burada dolaptan çıkıp, koluma geçti. Legally Blonde daha çekilmeden ben Beyazıt’ta bu filmi yaşadım anlayacağınız 😉 Dağlarda yazımda dağcılık kulübünden içeri adım attığımda sırf kıyafetlerim yüzünden yanlış klübe geldiğimi düşündüklerini anlatmıştım, okuyan varsa hatırlayacaktır.

Yüksek Lisans

Ahhh Santa Barbara… Sanırım ne giyersem giyeyim kimseyi şok etmediğim tek dönem. Amerika, gerçekten başka bir dünya. Hayatta kırılma noktası kararlar vardır ya, benim de aldığım iş teklifini kabul etmeyip, evlenmek üzere Türkiye’ye dönmem sanırım o anlardan biriydi.

Kalsaydım, evet belki sevdiklerimden uzak olacaktım ama sanıyorum ki çok daha mutlu bir hayatım olabilirdi. Orada geçirdiğim iki sene, kendimi en özgür ve ait hissettiğim günlerdi.

Elbette bunları hayal ederken bile yüreğime anında iki korku çöküyor. Çünkü orayı seçmek, bu gün Demir ve Nil’in var olmasını engellerdi. Bu yüzden geçmişe ait kararları gene aynı şekilde alır, yaşanan herşeyi acısıyla, tatlısıyla, yeniden onlara sahip olmak için gözüm kapalı yaşarım.

Bursa Yılları

Hayatımın en bomba dönemi. Hala bu şehirde yaşıyorum, ama artık ya bana alıştılar ya da cidden şehir değişti ki ben şehrin değiştiğine inanıyorum. Çünkü dışarı çıktığımda denemekten korkmayan, toplumda sahip oldukları rollerin dayattığı gibi giyinmeyi reddeden birçok kadınla karşılaşıyorum. Bu da bence inanılmaz keyifli. Kıyafetler kendinizi ifade etmenizin en hızlı yoludur. Ardından elbette konuşma tarzınız, fikirlerinizi ifade gücünüz ve varsa doğal çekiciliğiniz gelir.

Bursa’da 2000’li yılların başında tütü etekler, ya da dudağımda siyah bir rujla Carrefour’a market alışverişine gittiğimde, yanımdaki arkadaşlarım kalp krizi geçirirdi. Ya da kızlar gecesi için yanlarına gitmeden önce “Tanrım acaba bu gece nasıl gelecek?” diye endişe eden arkadaşlarım, bir süre sonra sokakta karşılaştığımız insanların neden bana tuhaf tuhaf baktığını sorgular oldular. Ne vardı ki bakacak 😉 Çünkü artık marjinel giyinmiş biri yerine, bir kadının kendini ifade edişini görüyorlardı…

Konu nasıl başladı, nasıl bitti. Şu kompozisyon bütünlüğüne bile uyamıyorum işte 😉

Uymayın siz de… Keyfinize göre yaşayın… Biraz cesaret…

Allah beni de böyle yaratmış, deyin, geçin 😉

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

9 Yorum

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 5 Mart 2018 at 10:53

    Hahahhahah ben saatlerce tek çekmecedeki kıyafetlerini düzelttiğini dün gibi hatırlıyorum. Diyordum ki “Ülen zaten tek çekmece, tek dolap, ne buluyor böyle düzeltecek?” sonra aklıma kendi dolabım ve senin gibi düzenli bir insan olamadığım gelir, hayıflanırdım 😭😂 Hatta geçen ay sende kaldığımda içimden “Allahım ne düzenli bir insan” diye geçirip “Ülen ben ne dağınık insanım” deyip, eve gelince 1 saat kadar ev topladıydım. Tabii ki bu durum kısa sürdü 😂
     
    Ama evet senin bu kıyafet konusunu çok net hatırlıyorum. Bence süper eğlenceliydin ve ben hep takdir ederdim seni şekerim. Kendim de lise zamanı kodlara zaman zaman uyan ama çoğu zaman uyamayan bir tip olduğumdan olsa gerek, seni çok iyi anlıyordum canım. Yalnız benimki tarz yaratmak üzerine değildi, sen tarz yaratmak üzerine ifade ediyordun kendini, ben ne hoşuma giderse giyiyordum. Hatta bir kere “rüküş” bile denmişti bana sırf etnik desenli bir takım giydiğim için 😂 Olsun yine de ne eğlenirdik ama

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Mart 2018 at 11:20

      Kuzum yaaa önce kendi yazım, ardından senin yorumun, iyice beni o yıllara savurdu. O kadar eski ki dostluğumuz… Sen benim en marjinal duruşlarımda bile hiç yargılamadan, üzerine yazında da belirttiğin gibi bu durumu eğlendirici bularak, ben o çılgın kıyafetlerimle etrafta dolanırken tam da yanımda olmaktan hiç tedirgin olmazdın 😘 Ve evet sanırım bunda da en büyük etkenlerden biri senin de benim gibi “Millet ne düşünür?”ü çok da takıyor olmaman geliyor.
       
      Seviyorum bizi ve hayata bakışımızı 🤗❤️❤️

      • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 5 Mart 2018 at 22:55

        💕👊🏻

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 5 Mart 2018 at 19:44

    Seninle olmak ne kadar zevkli cesur kadın 💜

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Mart 2018 at 22:19

      Canımın içi, Bursa’ya geldiğim ilk günden beri yanımda aynı cesaretle yürüyen ve desteğini asla esirgemeyen canım arkadaşım ❤️🤗

  • Cevapla Hacer Kalıntaş 6 Mart 2018 at 00:19

    Bu yazı biraz düşündürdü beni 🤔 Ben gençlikte,düşünce yapısı gereği biraz tutucuydum galiba. Tutucu dediysem de yanlış anlaşılmasın, devrimci bir duruş sergilemek adına gençliğin renklerinden vazgeçmişim zamanında. Ah ne yazık! Lakin şimdi o günlere özlem olacak ki tüm laci, gri ve kahvelerden uzak her türlü kombini deniyorum. Oranj, fuşya kombinler favorim bu yıl örneğin.
     
    Yaş geçtikçe kendini keşfetmek de harika oluyor. Kimseyi umursamamak harika bir duyguymuş…
     
    Yaşasın özgür ruhlar!

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 6 Mart 2018 at 00:41

    Pashminaları unuttummmm 😅😅😅💜

  • Cevapla Hande Koşar 8 Mart 2018 at 16:45

    Ahhahah ah ah Didem ya, o yıllara götürdün beni. Ama Benetton takımlardan hiç bahsetmemişsin 😜😜😜

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Mart 2018 at 18:49

      Benetton kırmızı üzeri beyaz egzotik çiçek desenli gömlek ve şapka; elbette unutmadım 😂 Ama onlar orta okul yılları 😉 O kadar geriden başlamayayım demiştim 🙃🙃

    Cevap Yaz