Kaş ve Ben

Aile Arasında

9 Mart 2018

Aile Arasında

İstanbul’da Geçen Birkaç Gün

Geçen haftaki yazım Seni Seviyorum’da bahsettiğim gibi birkaç gündür İstanbul’dayım. Aile arasında özlem gideriyorum. Önümüzdeki bir haftayı Ukrayna’nın Lviv şehrinde geçirip tekrar İstanbul’a döneceğim. İstanbul’da olduğum birkaç gün boyunca her ne kadar sinemaya gitmek istediysem de bir türlü fırsatım olmadı. İnşallah Lviv’den döndükten sonra kafamdaki filmlere gitme fırsatını yakalayabilirim.

Sinemada en son izlediğim film, bundan iki ay kadar önce Kaş’tan Antalya’ya kaçtığım bir hafta sonunda, Gülse Birsel’in Aile Arasında adlı filmi olmuştu. Beklediğimin oldukça üzerinde bulduğumu söylemeliyim. Aslında Gülse Birsel’in yazdığı ve oynadığı TV dizilerinin düzenli takipçisi hiç bir zaman olmadım. Beğenmediğimden değil, iyi bir televizyon izleyicisi olmadığımdan. Evde tek başıma kaldığımda herhalde en son yapacağım şey televizyonu açmak olur. Hatta en son yapacağım şey bile olmaz muhtemelen. O kadar çaresiz kaldığım zaman son yıllarda pek olmadı. Çocukluğum dört televizyonun olduğu bir evde geçti diye mi bilmiyorum televizyon deyince bile kaşıntı tutuyor beni. Kızım Duru’yu oyalamak için açar oldum son dönemlerde ama ona da genetik olarak duygumu geçirmişim sanıyorum, ben açtıktan kısa bir süre sonra televizyonun yanına gidip üzerinden kapatıyor. Resmen televizyonla arasında sıkı bir bağ kurmayı benim gibi reddediyor.


Aile Arasında Filminin Afişi

Herşey Aile Arasında Kalsın

Aile Arasında adlı filmle ilgili neredeyse hiç fikir sahibi değildim. Gülse Birsel’in yazdığını biliyordum sadece. “Biraz güleriz” diyerek gittim. Ancak çıkarken iyi bir film izlemiş olmanın mutluluğu vardı üzerimde. Biz iki kız arkadaş izledik ama bazı değerleri hatırlamak için aile arasında izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.

Bir kere gülmek insana bahsedilmiş en nadide şeylerden biri bence. Kahkaha atmanın sahte bile olsa insana dünya kadar faydası olduğunu biliyorum, ki ileriki günlerde buna detaylı olarak değineceğim. Fakat gerçek anlamda o gülme duygusunun oluşuvermesi ve içinizden özgürce çıkıvermesi inanılmaz keyifli bir şey. Hatta belki hiç güleceğiniz yokken bile buna kapılabilecek yetiye sahip olmak şahane. Bu yüzden öncelikle filmi izlerken doya doya güldüğüm için bana çok iyi geldi.

İkincisi yüreğime dokundu. Hem de can alıcı bir biçimde. Aile dediğimiz kavram her birimiz için çok değerli. Farklı farklı biçimlerde deneyimliyoruz aile olmayı. Becerebilenimiz, beceriyormuş gibi görünenimiz ve beceremeyenimiz var. Filmde bize dayatılan ideal aile kavramının içinin aslında ne kadar boş olduğunu çarpıcı bir biçimde izliyoruz. Bir taraftan da senaryo gereği yalandan aile olmaya çalışan insanların, aile olmanın ne kadar hakkını verdiğine şahit oluyoruz. Kavramları, kuralları tepetaklak eden bir hikaye işlenmiş. Sıra dışı ve uç karakterler ile aile olmanın özünde gerekli olan en temel şeyler vurgulanmış. Sevgi, saygı ve samimiyet…

Dolayısıyla ne kadar güldüysem, hikaye yüreğime dokunduğu için bir o kadar da ağladım. Ne kadar aşık olarak evlenseniz de, o aşkı yıllar içinde sevgiye dönüştüremiyorsanız, samimi ilişkiler kuramıyorsanız, karşılıklı olarak birbirinizi olduğunuz gibi kabullenemiyorsanız; yıllar sürse de evliliğiniz, bir türlü aile olamıyorsunuz. Öyle olunca da, aile arasında kalsın diye çırpındıklarınız, gün geliyor mutlaka patlatıyor sağlam diye yola çıktığınız tekerleğinizi.

Bence İzle

Film, günümüzün aile gerçeğini bir tokat gibi insanın yüzüne çarparken; bir taraftan da sevgiyi bulmanın ve aile olmanın hiçbir zaman geç olmayacağını anlatıyor. Sevginin her koşulda bulunabileceğinin de umudunu veriyor. Gülse Birsel’in filmdeki en sevilmeyecek karakteri canlandırmayı seçmiş olmasına ise profesyonelliği açısından hayranlık duydum.

İzleyeli iki ay geçmiş olmasına rağmen bende iz bırakan bir film olduğu için duygularımı sizinle paylaşmak istedim. Teknoloji geliştikçe özümüzden gittikçe uzaklaştığımız hayatlar yaşıyoruz. İçinizi ısıtacak, sizi sarıp sarmalayacak, güldürürken sevgiyle yoğuracak bir film izlemek isterseniz tavsiye ederim.

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Beril Erem 9 Mart 2018 at 21:38

    Ben de biraz geç izleyebildim bu filmi. Baştan güleceğim komutu ile gittiğim için çok da eğlendim aslında. Ama filmi seyrederken Fiko’nun açmazlarını, çıkmazlarını düşündüm. Kuruntularını falan… sonra diğer tarafta kadın olarak dümdüz ayakta durmaya çalışan Solmaz… Arzularını namus korkusuna teslim etmiş Solmaz’ı… İki uç kutubun bir araya gelmesi… bence harika bir hikayeydi. Abartılı mizah girdileri de olmasaydı iyiydi. Gülse Birsel ve Şevket Çoruh bana zorlama geldi mesela 😏

    • Cevapla Didem Elif 9 Mart 2018 at 23:36

      Evet zorlamalar vardı haklısın… Sanırım Gülse Birsel’in dizilerinde hep olan bir şey bu. Abartılı roller.

    Cevap Yaz