Dans

Tango

19 Şubat 2018
Tango; müziğin, dansın, sarılmanın gizli gücü.


Tango; müziğin, dansın, sarılmanın gizli gücü.

 
Bugünkü yazımda sizlere, hayatıma üç yıl önce girmiş olan tangoyu anlatmak istiyorum. Benim için, önceleri sadece öğrenebileceğim bir dans türü iken, son zamanlarda müziğine de ilgi duyduğum, dans gecelerimizde DJ’lik de yaptığım, bir anlamda kendimi müzikle ve adımlarımla sözsüz ifade etmeme, öğrenmeme ve rahatlamama yardımcı olan bir arkadaşım haline geldi.

Tango Müziği

Bu müziğini ilk defa dinlediğimizde, sözlerinde ve melodisinde nelerin döndüğünü anlamayabiliriz. Müzikle bağlantı kurduktan sonra ise, dansın içindeki enerji akışını adımlarımızda hissedebiliriz.

Bazen doğru cevabı bulmak için, sorduğumuz soruyu değiştirmemiz gerekir. Dans ederken, ne duyuyorsanız onu adımlarsınız, duyma şeklinizi değiştirdiğinizde ise tarihin tutku yüklü anılarında dans ederken bulabilirsiniz kendinizi.

Arjantin Tangosu

Erkeğin yönlendirmesine gerek duyulan, sürekli devam eden bir iletişimle akan bir danstır. Bu dansta önemsenmesi gerekenler; duruş, tutuş ve yürüyüştür.

Şimdi tango tarihinin sayfalarında gezinebilmek için derlediğim kısa bilgileri paylaşmak istiyorum.

Kısa Bir Tango Tarihi

Nostalji ve melankolinin 1880’lerde dünya üzerinde tek bir şehre, Buenos Aires’e odaklanarak oluştuğu dansın, aynı zamanda da müziğin adıdır.

1800’lü yıllarda Avrupa’dan işçi sınıftan birçok kişi yeni kıtaya büyük umutlarla göç etmiştir. Buenos Aires’te 1865-1880 yıllarındaki göç ile birlikte fakir ve en temel sosyal haklardan bile yararlanamayan insanlar yabancı oldukları bu kıtada geçmiş ile geleceğin ne getireceği kaygısı arasında, içinde yaşamakta oldukları kültürle harmanlanarak hırçınlık, asilik, küstahlık, kalp kırıklıkları, paramparça olmuş hayatlarını anlattıkları tango müziğinin temellerini oluşturmuşlardır. Bu insanların yansıttıkları öfke, hüzün, hayal kırıklığı, tutku dolu bir müzik ve dans yaratmıştır.

Üst Tabakanın Hor Gördüğü Tango

İşçi olmak için gelen erkekler Buenos Aires’te yaşayan erkek nüfusunda artışa sebep olduklarından bu sosyolojik durum Buenos Aires’teki kadınlar arasında fahişeliği bir endüstri haline getirmiştir. Genelevler de işçi sınıfının eğlence merkezi halini almıştır. Bu eğlence merkezlerinde öylesine uzun kuyruklar oluşmuştur ki, bekleme sırasında erkeklerin kavga etmesini önlemeyi amaçlayan kurumlar tango müziği çalmaya başlamış, daha sonra da bekleyenler hem antreman yapmak, hem de kadınlarla dans edebilmek, kendilerini göstermek, beğendirmek, seçilmek için birbirleriyle müzik eşliğinde pratik yapmaya başlamışlardır. Böylece de tango dansının temelleri atılmıştır. Bu nedenledir ki bu tutkulu dans, üst sınıfa mensup kişiler tarafından sürekli hor görülmüş, kaba ve müstehcen olduğu için dışlanmıştır.

Avrupanın Tangoyla Tanışması

Bu gelişim aşamasında sadece alt ve orta sınıf kesiminde yaygınken, 1912 yılında başlayan sosyal değişiklikler ile farklı sosyoekonomik ve kültürel düzeylere sahip insanları evrensel olarak biraraya getirmeyi başarmıştır. Bu dönemlerde Avrupa’da yaşayanlar arasında da tango müziği ve dansı beğenilmeye başlanmış, ancak kaba ve asi stili ile kabul edilemediğinden modernleştirmek adına biraz sadeleştirilmiş ve salon dansına uygun “Avrupa Tangosu” tüm dünyaya yayılmıştır. Paris’te tango yapılmaya başlanmasıyla da tangonun altın çağı başlamıştır.

İkinci dünya savaşından sonra özellikle Peron’un askeri darbe ile düşürülmesinden sonra Arjantin’de tango tümü ile yasaklanmış, salaonlar kapatılmış ve büyük cezalar uygulanmaya başlamıştır. 1983 yılında askeri cuntanın ortadan kalkması ile eski görkemine kavuşmakla kalmayıp, yeni müzisyenler, dansçılar, salonlar ve eğitimi ile büyük bir zenginlik kazanarak günümüze kadar yenilenerek ulaşmıştır. 1991 yılında University of the Tango of Buenos Aires kurulmuş; edebi, tarihi, sosyolojik, koreofrafik ve müzikal perspektiflerden araştırılarak eğitimler verilmiş ve dünyaya tanıtılmıştır.

Tango: Eğer parlamak için dans edersen senden daha iyi dans edenler olabilir, ama eğer yüreğinle dans edersen hiç kimse senin gibi dans edemez.


Eğer parlamak için dans edersen senden daha iyi dans edenler olabilir, ama eğer yüreğinle dans edersen hiç kimse senin gibi dans edemez.

 
Bu tarihi geçmiş çizgisinde, hepimizin kendi içselleşme yolundaki adımlar, müzik ve dans birleştirilince ortaya her müzikte, her dansta bir o kadar farklı ve keyifli, kulağa, göze ve ruha iyi gelen sanat çıkmakta.

Adımlarımızın, enerjimizin bol olduğu, sarılmanın gizli gücünü bulabildiğimiz, müzikle, dansla dolu sağlıklı, güzel günler dilerim.

Yazımı bitirirken sizlerle kişisel albümünden bazı fotoğraflar paylaşmak istiyorum:

 
Sabahat Karakaşlılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 19 Şubat 2018 at 16:46

    Tanrımmmm, o kadar güzel anlatmışsın ki bu gece bir kurs başlayacak olsa kendimi atacağım sokağa ve gideceğim merkeze. Canım benim sen bana bir başlangıç seviyesi kursu ayarla, geliyorum ben. Hatta benimle birlikte Bursa ve Ben ekibinden ve okuyucularımızdan da gelmek isteyen olacak gibi gözüküyor 😉

  • Cevapla Sabahat Karakaşlılar 19 Şubat 2018 at 18:49

    Elbette, hep birlikte adımlayalım. İlk adımlar benden 👸🏼

  • Cevapla Ilgın Cenlçiler 20 Şubat 2018 at 08:05

    Sevgili babaanntem tango dinlemeyi çok severdi 💜 Benim dansını öğrenmek için küçük bir mecaram olmuştu maalesef küçük olarak kaldı 🙃 Bildiğim tango parçaları arasında en sevdiğim Pour Uno Cezaba ve bu parça ile bütünleşen Kadın Kokusu filminin dans sahnesi ☺️

  • Cevap Yaz