Kaş ve Ben

Kışın Kaş’ta Yaşam Var mı?

1 Aralık 2017

Fırtına sonrası Kaş akşam üstü - Kasım 2017

Geçen hafta Aşk Sen Nelere Kadirsin başlıklı yazımdan da anlaşıldığı gibi; aslında dört sene önce Kaş’a değil, Aşk’a geldim ben. Benim için oldukça tılsımlı olan bu iki kelimenin aynı harflerden oluşması da en çok hoşuma giden şeylerden biridir. O yüzden onları benden sıkça duyma ihtimaliniz yüksek. Aşk olsun çamurdan olsun, öyle diyim ben size.Anlayacağınız evlenip Kaş’a gelin olarak geldim ben. Eşim de benden bir buçuk sene önce yerleşmişti ama kısa zamanda bu küçük yerde bir şekilde çevre yapmıştı. Onu tanıyanlar benim adımı hatırlayamadıklarında böyle diyorlardı: “Yeni gelin!”

Aşk ile geldim de peki dört senenin sonunda şimdi nasıl bir ilişkim var? Bunu gerçekten merak edenler varsa, geçen sene evlilik yıldönümümüzde bloğumda paylaştığım Evlilik adlı yazıma göz atabilirler. Genel olarak özetlemek gerekirse Paulo Coelho‘dan alıntı yapmak isterim: “Hiçbir ilişkinin üzerinde güneş sürekli parlamaz, fakat iki insan bir şemsiyeyi paylaşıp, fırtınaları birlikte atlatabilir.”

Aşktan, evlilikten ve ocakta iki yaşına basacak olan kızımdan ilerde bolca bahsederim. Bu gün bana en çok sorulan soruya değinmek istiyorum; “Kışın Kaş’ta ne yapıyorsun? Sıkılmıyor musun?”

Bu sorunun cevabını tek bir yazıya sığdırmam mümkün değil; o yüzden önce Kaş’ın havasından, suyundan başlayacağım.

Bir sahil kasabası sadece denizle ilişkilendirilirse sıkılabilir insan tabi. Yine de bu Kaş için geçerli olmaz. Çünkü Kaş dört mevsim yüzme meraklısı olan için en ideal yerlerden biridir. Şöyle söyleyeyim, 27 Aralık’ta denize girmişliğim var; ki yazın bile soğuk denize iki saatte anca girebilen biriyimdir. Üstelik o dönemde 8 aylık hamileydim ve bugüne kadar girdiğim en güzel denizdi diyebilirim. Koyda eşim ve benden başka kimse yoktu. O anın duygusunu hatırlamak bile hala ruhuma iyi geliyor.

Hidayet Koyu – 2013

Ayrıca Kaş’ın kışı en fazla iki ay sürer. Yaz aylarını çıkarttık mı geri kalan bahardır. Son yıllarda özellikle İstanbul’da havalar sıcakken birden soğuk oluyor. Sonra da birden sıcaklar basıyor. Mevsimler bahar aylarını atlarcasına geçişiyor. Burada ise baharı doya doya sonuna kadar yaşamak mümkün. Ben şahsen yaz aylarındansa diğer aylarda Kaş’ta olmayı daha çok seviyorum. Nispet yapar gibi olmasın ama aralık ayına girdiğimiz şu günlerde daha ısıtıcı kullanmaya başlamadım. Işık Ülkesi olarak bilinen Likya bölgesi burası ne de olsa… Işığın girdiği eve doktorun girmediğini bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Kaş’a yerleşmeden önce yıllarca gece geç saatlerde yatıp neredeyse öğlen vakti kalkardım. Şimdi ise güne erkenden başlıyorum. Çünkü Kaş’ın insana yatakta geçirilmeyecek bir gün sunduğunu çok iyi biliyorum. Sırf bu bile bana gerçekten yaşadığımı hissettiriyor.

Gel gör ki yağmur bir yağmaya görsün. Arap bacıdan farkınız kalmaz o zaman. Yağmur yağdı mı öyle bir yağar ki, pencereden başınızı dışarı çıkartamazsınız asla. “Geceden kalma çöpümü gidip atayım,” ya da “evimin önündeki arabama binip gideyim,” derseniz donunuza kadar ıslanırsınız anında. Game of Thrones izlemek içinse en ideal zamanlardan biridir. Çünkü bazen yağmurun bir hafta boyu sürdüğü bile olur.

Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı – Uzunçarşı 2014

En güzeli ise o delidumrul yağmurun ardından akşam üstü açan güneştir. Akşam güneşi güzele vurur derler. Akşam üstü Kaş öyle güzel olur ki, ıssız Kaş sokakları sizi adeta yanına çağırır. Demem o ki, Kaş’ta kışın oldukça güzel bir doğal yaşam vardır. Şahsen ben fırtına öncesi sessizliğindense, fırtına sonrası sakinliği tercih edenlerdenim. O dinginliği de herkese tavsiye ederim.

Akşam üstü Kaş meydanı – 2013

 
Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 1 Aralık 2017 at 13:05

    Çocukluğumun ardından, uzun yıllar sonra, geçtiğimiz yaz iki kere Fethiye’ye tatile gittim. Zaten bölgeye hayran olmuştum, üzerine bir de yazılarını okudukça tası tarağı toplayıp taşınmamak için kendimi kontrol etmek zorunda kalıyorum 😉 Fotoğraflara da bayıldım 👌🏼 Masal gibi her şey. Huzurun daim olsun arkadaşım ve bizimle de hep paylaş ki biz de sayende şehir hayatından bunaldıkça satırlarındaki huzurdan faydalanalım.
     
    Kendi bloğundaki Evlilik yazını da keyifle, bol bol gülümseyerek okudum canım. Ne kadar doğru tespitler 😉 Hatta girmişken kaptırıp diğer tüm yazılarını da bir solukta arka arkaya okudum. [ http://www.didemelif.com ]

  • Cevapla Didem Elif 1 Aralık 2017 at 14:17

    Cansın!!! Yazılarla bir nebze huzur aktarabiliyorsam ne mutlu bana. İlgin, alakan için çok ama çok teşekkür ederim.
     
    Sevgilerimle

  • Cevapla Ayça User Şimşek 1 Aralık 2017 at 23:52

    Nasıl da güzel anlatmışsın. Kalemine sağlık canım arkadaşım. Biz de Dalaman’a kaçalı 2 sene olmak üzere ve sanki dün gibi. Burada herşey hem çok yavaş, hem de çok hızlı. Alışana kadarki süreç zorlu olsa da, hayallerin peşinde aşkla koşmanın keyfi paha biçilemez.
     
    Neyse ben gideyim de diğer yazılarını okuyayım en iyisi. Çok öpüyorum. Sevgiler

    • Cevapla Didem Elif 2 Aralık 2017 at 10:47

      Cansın yaa. Çok teşekkür ederim. Farkındayım ve takipteyim seni. Süreçler zorlu oluyor haklısın. Bunların hepsini yavaş yavaş anlatmayı hedefliyorum. Dilerim keyifli bir yazı dizisi olur. Çok öpüyorum seni. Sevgiler…

    Cevap Yaz