Didem'in Köşesi

Boşanın şekerim. Korkacak bir şey yok…

2 Ekim 2017

Boşanmak istiyorum diyenin bayılırız evliliğini kurtarmaya çalışmaya. Yerli yersiz bir sürü öğüt. Bana verilen öğütlerin tamamını yazmaya kalksam, kitap olur. En favorim şuydu örneğin:

“Bak en fazla bir on yıl daha çekersin. Sonra rahat edersin.”

Bu zeka ve empati fışkıran cümlenin tabi beş koca eskitmiş birinden değil hayatında uzun bir ilişkisi bile olmamış birinden geldiğini tahmin edersiniz. Çünkü bu hadsiz tavsiyeler ancak bilmeyenden gelir. Bir insan başka bir insana nasıl “Çek” der anlamak mümkün değil tabi. Bir de bunu size öyle bir temellendirir ki… “Eski nesiller bak ne kadar çektiler gıklarını çıkarmadan, sırf çocuklarının mutluluğu için ne manyak kocalara katlandılar. Senin kocan onlarınkinin yanında melek sayılır…” Nerdeyse çekmediğim için ben suçluyum… Çocuklarının mutluluğu yerine kendininkini tercih eden, rezil bir anneyim hatta… Yalnız bu sivri zekanın aklına gelmez, çekmemi istenilen kişiye, “Çektirme” demek… Ama işte o iş öyle değil. Öyle bir alternatif kimsenin aklına bile gelmez. Ayrıca şunun şurasında en fazla on yıl. Ben de ne bencilim ya, bir on yıl daha mutsuzluğa hapis olsam ne olur sanki…

Bu arada çocuklarınıza da inanın birşey olduğu yok. Mutlu bir anne, depresyondaki bir anneden çok daha başarılı çocuk yetiştirme konusunda. Ben mesela artık onlarla olan her anın bir lütuf olduğunu biliyorum. Onların da gözlerinin içi gülüyor. Ama bu cümlelerden çoğu kişi birşey anlamaz. Anlayacakları dilde söyleyeyim. Okulda da çok daha başarılılar. Oldu mu şimdi? Çocuklarımın mahvına neden olmadığım kanıtlandı mı?

En favori boşanmama nedeni ise; dövmüyor, çapkın değil, çocuklarıyla da ilgileniyor. Adam karısını dövmüyor diye nasıl hanesine artı işareti koyacak kadar dayak normalleşti?! Dövmemek, sadakat ve babalık bunlar zaten evliliğin ön koşulu. Bunları sağlamıyorsa durduğunuz kabahat zaten de, tek başına bunlar da yürümeyen birşeyi zorlamak ve mutsuzluğun içine hapsolmak için sürdürme sebebi olamaz. Ayrıca dayak yeseniz bile gitmeye hakkınız yoktur. Yediğiniz dayak karşısında büyük ihtimalle alacağınız cevap şudur; “Ne yaptın da oğlum dövdü seni?”. Yani dayak yiyorsanız da bu sizin suçunuzdur, ve adamlar sadece tahrik edilmiştir. Bence en büyük suç ise bu adamları yetiştiren annelerin. Dayak yiyen ve gözü morarmış gelinine, akşam kocasını güler yüzle karşılamasını ve bir de mükellef sofra kurmasını öğütleyen kayınvalide hikayelerini çoğumuz defalarca dinlemişizdir. Adamları bizi dövdükleri için neredeyse ödüllendirirsek ee tabi dövmüyorlar diye de kral tacı isterler.

Neyse devam edeyim diğer süper boşanmama tavsiyelerine yoksa şimdi sinirden bir iki kayınvalide ve koca katledeceğim.

Sıradaki hikaye bir arkadaşımın başından geçiyor. Kayınvalideden inciler bölüm 2… Dinleyin bak:

“Kızım boşanıp da n’apacaksın? İnan oğlumla da konuşuyorum, akıl veriyorum. Hatta dedim; Bunu boşadın, sonra alacağın daha mı iyi olacak sanki? Gelen gideni aratır oğlum.”

Bu cümleden ne anlıyoruz?

“Bozuk çıktın ama senden sonra gelecek olanın da nasıl çıkacağı belli olmadığı için oğluma kır kıçını otur dedim.”

Arkadaşıma bu cümlenin ardından kayınvalidesine ne dediğini sordum. “Ne diyeceğim, yardım ettiği için teşekkür ettim. Didem, bazı insanlara ulaşamazsın. Oldukları gibi kabul edersin. Ben de öyle yapıyorum.”

Biz işte hep ‘öyle yapıyoruz’, herkesi olduğu gibi kabul ediyor ama kimseye kendimizi ettiremiyoruz. Ama sonunda “Eehhh be yeter” diyenler de hep bu çok kabul edip, az kabul edilenlerden çıkıyor.

Tabi bu gelen gideni aratır cümlesi elbette kadına da söylenir. Fakat şu versiyonuyla:

“Evdeki deli, dışarıdaki deliden iyidir.”

Hayattaki alternatiflerimize gel 😉 İlla deliye mahkumuz…

Kocaların en sevdiği cümleye gelince;

“Kırk yaşına geldin. Bu yaşta çocuklu kadını kim alacak?”

Biz alınan, verilen varlıklarız tabi. Kimse bizi almadan yaşayamıyoruz, oksijen gibi bağımlıyız hatta buna. Ya bi’ gidin, almayın kardeşim beni. Sanki ben de bayılıyordum evdeki ikinci delinin olmaya…

Instagram : @didemcelebiozkan

E-Posta : didem.c.ozkan@bursaveben.com

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Berna Yekeler Akbulut 2 Ekim 2017 at 13:17

    Hahahaha, yıkmışsın yine ortalığı Didem Abla, bayıldım ❤️

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Ekim 2017 at 13:24

      Arada geliyorlar, susamıyorum :))
       
      Sevgiler bi’tanecim ❤️🤗

  • Cevapla Hande Koşar 2 Ekim 2017 at 15:55

    Ha ha ha ha ha ha ha ha. Çekeydin n’olcek? Seviyom seni deli.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Ekim 2017 at 16:20

      Ben de seni bebekkkkk ❤️❤️❤️❤️

  • Cevapla Burçak Birinci 2 Ekim 2017 at 17:17

    Harika Didom!! Yine dobra dobra!!!! Ben de seviyorum seni çok!!!!

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Ekim 2017 at 17:36

      Yaaa benim güzelliğim çok teşekkürler. Ben de seni çook seviyorum ❤️❤️❤️

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 3 Ekim 2017 at 23:51

    Ayyy bir de ‘40 yaşına geldin’. Evet geldim; ben geldiysem sen de geldin, hatta belki de geçtin. Hadi bizi yerden yere vuruyorlar peki bu erkekler yerlerinde mi sayıyorlar 🤔🙃🤗

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Ekim 2017 at 16:48

      Sanırım onlar yaşlanmıyor canım 😉 Hatta saçları dökülüp kel de kalmıyorlar, kilo alıp, gömlek düğmesini zorlayan göbeklere de sahip olmuyorlar 😉 Kadın vücudunu 90-60-90 beklediklerinden kendileri de elbette six packler geliştiriyorlar. Uyurken sarıldığımızda bu baklavaların üzerinde kaydırıyoruz ellerimizi tabikisi 😂😂

    Cevap Yaz