Köşe Yazıları

Yüzünü Güneşe Dön!

8 Ağustos 2017

Küçük bir çocuktum daha, yalnız kalma korkusunu yaşadığımda… Bir anda, bir tahlille allak bullak olmuştu hayatımız. Anneme destek için pervane olan babam, uzun ve yorucu hastane maceraları, hayatın diğer yüzüyle erken tanışmama neden oldu.

Bu süreç uzun ve yorucu olmakla birlikte sonu itibari ile mutluydu. Tedavilere cevap veren annem sağlığına kavuşarak aramızdaydı.

Bundan sonraki yaşamımda sanki bu olay bana kılavuz oldu. O günlerde annem demişti ki “Herkese yer aç kalbinde, herkesi sev ama en çok kendini”. Küçük bir çocuk için bu cümleyi anlamlandırmak zor tabii ki ama yıllar geçtikçe farkediyor insan. Başta bencillik olarak değerlendirmiştim. Yaşadıkça gördüm ki kendini sevmeyen, kimseyi sevemiyor. Kendine hak ettiği değeri vermeyen kimseye değer veremiyor.

Çok kalabalık bir yerde çalışıyor ve sosyal projelerde yer alıyorum. Yani bin bir çeşit insan bir arada. Aslında farklı kültürlerde yetişmiş, hayata bakış açıları farklı, değerleri farklı insanların birçok ortak noktası var. Herkes sevmek, sevilmek, kabul görmek ve mutlu olmak istiyor ama bunu başarabilen ve mutlu olanların sayısı o kadar az ki!

Şunu söyleyebilirim, çözüm odaklı değil, sorun odaklıyız genel olarak. En sevmediğim şey aslında sorunlara takılıp kalmak. Hayat bu tabii ki düşeceğiz, kalkacağız. Benim sorunlara bakış açım şu “Sorunumuz bu ise çözümümüz ne olabilir?” Kalabalıklar arasında olmanın belki de güzel yanı bu. İnsanların ne kadar büyük dertleri olduğunu görünce daha fazla şükretmesi gerektiğini anlıyor insan.

Ne demiş Mevlana “Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin”. İşte yazımın başında anlattığım küçük hikayem var ya sanırım hepimizin hayatında var bu hikayeler. İşin sırrı burada, yaşananların yüklediği anlamı fark edebilmekte… Bunlar başımıza sadece acı çekelim diye değil, payımıza düşeni alıp, yüzümüzü güneşe dönmeyi öğrenebilelim diye geliyor.

Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle…

Ayça Karauz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Ağustos 2017 at 14:24

    Ayçacım, Erdem’den sonra seni de Bursa ve Ben’e transfer etmenin mululuğuyla hoş geldin aramıza diyorum canım. Bizlerle çıktığın bu serüven umarım sana da bana olduğu kadar keyif verir.
     
    Bu arada güzel kızınız Dilara’yı da kandırıp, tüm aileyi Bursa ve Ben kadrosuna katmak bir sonraki hedefim 😉🤗

  • Cevapla Ayça Karauz 8 Ağustos 2017 at 14:59

    Didemcim, Bursa Ve Ben eminim ki farklı konular ve yorumlarla zaman içerisinde çok takip edilen bir platform haline gelecektir. Çocukluğumdan beri yazmayı severim. Bu fırsatı verdiğin için ben teşekkür ederim.

  • Cevapla Fatma Çakmak 8 Ağustos 2017 at 21:27

    Ayçacım harika bir yazı çıkmış ortaya, iyi ki seviyormuşsun yazmayı 🙏🏻 Ve evet “çözümü ne?” en sık kullandığım cümlelerden. Sorun ile o kadar meşgul olunuyor ki çözüm bulunabileceği akıllara bile gelmiyor bazen. O güzel kalbinden ne güzel kelimeler dökülmüş zarif insan, sıkı takipçinim 🙋👏🏻👏🏻

  • Cevapla Ayça Karauz 9 Ağustos 2017 at 00:02

    Fatmacım teşekkür ederim. Güzel yazılara, güzel günlere…

  • Cevap Yaz