Didem'in Köşesi

Tanışalım Mı?

6 Mayıs 2017

Yazılarımı okumaya başlamadan önce ‘Kim bu kadın?’ diye merak edebileceğinizi düşünerek, biyografi kısmında anlatılana nazaran biraz daha içten paylaşmak istedim hayatı sizinle…

İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdikten sonra yüksek lisans için iki yıllığına Santa Barbara, California’ya gittim. Ne eğitimdi ama, hayatımın en uzun tatiliydi.

Bir çok idealist Türk genci gibi o yıllarda son derece popüler olan işletme masterı yapmak üzere gittiğim üniversitede ilk sömestirde aldığım Web Tasarımı ve Programcılığı dersinden sonra, işletmeden vazgeçip bu alana yöneldim. Bu arada hatırlatayım yıl 1998, daha Türkiye’de insanlar yeni yeni Internetle haşır neşir oluyordu. Bu gezindiğimiz sayfaları programlama ve tasarlama fikri beni büyülemişti. Bu büyü tam 15 yıl sürdü.

Feminist bir genç olarak, tüm ergenlik yıllarım boyunca evliliğe hep karşıydım. Bu konuyla ilgili fikirlerimi her ortamda açıklamaktan haz duyuyordum resmen. Ama tabi özlü sözler peşimi bırakmadı ve ‘Evlenmeyeceğim diyenden kork’ tümcesi hayatımda vuku buldu.

Amerika’da tanıştığım erkek arkadaşımla, iki yılın ardından, staj yaptığım şirketten iş teklifi almama, ailemin de kalmam konusunda destek veriyor olmasına rağmen, koştura koştura Türkiye’ye dönüp 26 yaşında evlendim. Güzelim Amerikan Rüyasını bırakmakla yetinmeyip bir de aşık olduğum şehri İstanbul’u, ailemi, dostlarımı da arkamda bırakıp eşimin işinden dolayı Bursa’ya yerleştim.

İş demişken tahmin edersiniz Bursa sanayi şehri, eşimin de bir aile şirketi var. Aman pek güzel mi? Bilmiyorsunuz da ondan. Gelin, görümce, kayınvalide, kayınpeder durumları bana her gün ayrı bir şok yaşatıyordu. Bunları daha ilerde anlatırım artık.

14 yıllık evliliğin ve iki harika çocuğun ( Demir ve Nil ) ardından, gerçekten de evliliğin bana göre olmadığı ve daha fazla dayanamayacağım ortaya çıktı. Herşey bu aşk ve gözlerin kör olması durumundan ötürü. Yoksa ben daha kendimi ergenken çözmüştüm.

2016 Haziran ayında eşimden ayrıldım. Bu arada şunu söyleyeyim hiç de öyle kanlı bir boşanma değildi bizimkisi. Mahkeme salonundan birbirimize sarılıp ağlayarak çıktık. Hala hayatımın çok büyük bir yerini kaplıyor. Evli olduğumuz süre boyunca bir kaç yüz defa onu öldürmeyi aklımdan geçirdiysem de artık çok daha iyi anlaşıyoruz. Özellikle şu sıralar pek iyiyiz ama bizim sağımız solumuz belli olmaz. Her an kapışa da biliriz. Ama sonuçta o ve ben, ömür boyu yürüdüğümüz yolda ara ara birbirimize eşlik etmeye devam edeceğiz. Bu sırf çocuklarımız olduğu için de değil, birlikte bir geçmişimiz ve sevgimiz olduğu için.

Tabi bu medeniyet, ikimizden biri evlenirse ne olur, onu da zaman gösterecek. ‘An’ da iyiyiz ama.

Boşandın, döndün mü aşık olduğun şehre, diye soruyorsunuzdur. Hayır dönemedim. Hâlâ bu sevmediğim şehirde yaşıyorum. Bursa’lılar kusura bakmayın ama sevmiyorum. Aman tamam siz de bana bayılmıyorsunuz. Ama şöyle düşünün İstanbul’dan değil de Kars’tan gelmiş olsam gene köklerimin olduğu yere bu durumda Kars’a dönmek isterdim. Bu yüzden sırf şehir İstanbul diye bana gıcık olmayın.

Niye mi kaldım Bursa’da? Çocuklar için. Kendim için bir iyilik yapıp boşandım, çocuklar için de bir iyilik yapıp Bursa’da kaldım çünkü onların da kökleri burada.

İş konusuna gelince. İlk geldiğimde Bursa’da web tasarım şirketi bile yoktu. Kendim de kurmaya açıkcası cesaret edemedim. Geriye döndüğümde keşke dediğim konulardan biri budur. Keşke kursaydım o şirketi. Bunun yerine Freelance yani evden çalıştım. Aman da aman evin bir odasını bana ofis yaptık. Ben de cidden sabahlara kadar falan çalışıyorum. Kamil ( ex-koca ) ofis odasındaki koltukta uyuyor benden ayrı kalmamak için. ‘Bitirdiğinde arkana yaslanıp bilgisayar ekranında çıkan işe bakarkenki gururunu seyretmek harika’ diyor.

Hah hayat öyle toz pembe değil ama. Bir kere evden çalışmak öyle herkesin sandığı gibi harika bir şey hiç değil. Yatak odasından pijamalarınla zar zor kendini motive edip yan odaya geçmekten ibaret. Ve o geçiş her gün biraz daha ileri bir saatte gerçekleşiyor. Tüm gün dört duvarın arasında sıfır sosyalleşme içinde olmak da ayrı bir keyif tabi. Sonra o çok anlayışlı koca da seni her gün pijamalar içinde görünce pek de sana bayılmıyor artık. Arkadaşların, ailen falan da bir türlü anlamazlar senin gerçekten çalıştığını. Ya telefon ederler ve saatlerce konuşmak normal gelir. Ya da çat kapı eve gelirler. Ne de olsa başında bir patron yok, bir iki saatçik ara versen ne olur yaptığın işe? Verirsin tabi el mahkum. Sonra onlar gittiğinde ya da telefonu kapadığında hadi gene kendini motive et ve geç bilgisayarın başına. Yok canım o iş o kadar da kolay değil.

Ahhh tabi bi’ de ‘Oturduğu yerden para kazanıyor’ lafları vardır ki o konuya girmiyorum bile.

Kendimi oyalamak için gidilebilecek ne kadar eğitim ve kurs varsa onları da aldım. Fotoğrafçılık mantıklı mesela, işimin bir kolu. Web sitesinde yayınlanacak fotoğrafları çekmek en azından evden çıkmak için bir sebep. Peki ama iki yıl süren Hackerlık, Server Adminliği falan? Ne ara o kadar çoştum bilmiyorum. Şimdi değil bir siteyi hacklemek kendi bilgisayarımı formatlayamıyorum. Cidden harikayım :)))

Ama en çılgını ‘artık web sayfası değil kıyafet tasarlayacağım’ fikriydi sanırım. Instagramdan beni takip edenler bilir kıyafetlerle oynamaya bayılıyorum. Yaratıcı olduğumu da kabul edebiliriz fakat iş şirket kurup, bir atölyeyle anlaşıp, üretime geçmek olduğunda, boyumdan çok büyük bir işe kalkıştığım ortaya çıktı ve bir güzel iflas ettim. Tekstil güzel kazandırıyor olabilir ama güzel de batırıyor :))

Şimdi ne mi yapıyorum? Aile mirasımı yiyor ve keyfime bakıyorum. Evet evet pis burjuva ben 😉

Bi’ de eğer bu kısa bir biyografiyse en önemli tutkumdan da bahsetmem lazım. Kitaplar. Kendimi bildim bileli kitaplar en büyük kaçış noktamdı. Çocukluk arkadaşlarım size bununla ilgili harika anekdotlar anlatabilir. Hande’nin örneğin en sevdiği Pollyanna hikayesini size anlatayım. Ya da en iyisi anlatmayayım bu yazı konudan uzaklaştıkça uzaklaşıyor.

Tanışmamız için sanırım bu kadarı yeterli. Beni merak ettiyseniz eğer ileriki yazılarımı da belki okursunuz.

Eee o zaman kaçtım ben.

Instagram : @didemcelebiozkan
E-Posta : didem.c.ozkan@bursaveben.com

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz