Didem'in Köşesi

Internet Trolleri

29 Mayıs 2017

Çevrimiçi olarak güçlü bir sosyal varlığınız varsa veya en azından çevrimiçi topluluklarda aktifseniz, pek çok Internet kullanıcısının “trollenme” dediğini yaşamış olabilirsiniz. Terim kulağa komik geliyor ancak Internet Trolleri size oldukça sıkıntılı zamanlar yaşatabilir ve her zaman gülünen bir şey değildir.

Peki sizce insanlar sosyal medyada neden bu kadar fütursuz? Başında sosyal olan kelimenin sosyal davranış kuralların hiçbirine uyulmamak için kılıf olarak kullanılıyor olması oldukça ironik değil mi? Nefret kusmak, hakaret etmek hatta taciz etmek için ortam olarak görülmesi de cabası.

Çeşitli medyalardaki hesap akışlarıma baktığımda, bazen yüreğim sıkışıyor ve bunalıyorum. Çünkü kızdıkları insanları hedef alarak ortaya yazdıkları tüm o mesajlardaki atarları biz zavallı kurbanlar okuyoruz. Amcasının kızına kızmış, veryansın eden dostum, amcanın kızından başka hepimiz yedik o lafları.

Bu akışlar, günlük olarak azarlıyor bizi farkında mısınız? Tüm bu “Beğenmezsin ama beni gizli gizli takip ettiğini biliyorum” ya da “Ben gemileri değil limanları yakarım” atarlarından bana gına geldi. Birilerinin kendini deli gibi kıskandığını, sabah akşam profilinde yatıp kalktığını sanan bu şişirilmiş egolar karşısında da nutkum tutulmuyor değil.

Bi’ de benim gibi açık profil kullanan bloggerlara canlarının istediği hakareti eleştiri kılıfı altında yazabileceğini düşünenler var. Eleştirinin ne olduğundan habersiz bu insanların yazdıkları hakaretleri sessizce kabul etmemi diretmeleri de takdire şayandır.

“Milyon takipçisi olan ünlü insanlara ne kadar güzel hakaretler ediyoruz, hiç senin gibi çıldırmıyor, uslu uslu dinliyorlar hakaretlerimizi.”

Aslında sistem basit. Birçok farklı sosyal medyada yer alan hesaplarımız var. Hepsinde ‘beğen’ butonu mevcut, öyle değil mi? Peki hiç ‘beğenme’,‘iğrenç’, ‘çirkin’ diye bir buton gördünüz mü? Görmediniz elbette. İşte tam da bu yüzden söyleyecek güzel birşeyimiz yoksa o zaman susalım bence.

Sosyal medyadaki davranış yanlışlıklarını açıklayabilmek için sokak örneğini veririm genelde. Sokakta yürüyen birini durdurup, bluzun, saçın, ayakların çok çirkinmiş diyemiyorsak, bunu internet üzerinde de yapamayız. Bu kadar basit. Sokağın ortasında bunu yapma cesaretini gösterecek kişiye tepkim ne olacaksa, sosyal medya hesaplarımda da o olacak. Bana istediğini söylemeyi hak gören kişilerin, kendimi savunmama ise tahammülü yok. Eleştiriye açık olacakmışım. ‘Ellerin çok çirkin yazan’ birine ne demem gerekiyor?

“Ahh çok teşekkür ederim, ne iyi ettiniz de beni uyardınız. Şimdi hemen gidip ellerime estetik yaptıracağım. Ele nasıl bir estetik uygulanıyor bilmiyorum ama sizi mutlu edecekse araştırır, bulur, yaptırırım.”

dememi istiyorlarsa, daha çok beklerler. Onun yerine insanların fiziksel özelliklerinin kusur gibi gösterilip eleştirilemeyeceğine dair nutuk çekerim. Sonra da savaş başlar. Yakın arkadaşım Fatma, “Niye uğraşıyorsun? Engelle, cevap verip sinirlerini bozma.” diye uyarır genelde. Yapamıyorum. Haksızlığa dayanamıyorum. Biraz Don Kişot vari olacak ama, ben cevap verirsem belki benden sonra rahatsız edeceği kişiye yazmadan önce iki kere düşünür diye umut ediyorum.

Elbette herkes beni alkışlasın, devamlı övsün, takdir etsin beklentisi içersinde değilim. Ve elbette paylaşımlarımı da beğenmeme özgürlükleri var. Bunun için harika bir tepki butonu da var aslında: TAKİBİ BIRAK. Bu kadar basit; hakaret etme, beğenmiyorsan takibi bırak. En medeni tepki budur. Ben beğenmediğim bir şeyle karşılaştığımda bunu yapıyorum, herkese de tavsiye ederim.

Bir de gene sosyal medya tarafından isim bile verilmiş bir zümre var ki onlar da ayrı seyirliktir. Klavye Delikanlıları. Bunu gerçekten kim bulduysa yürekten tebrik ediyorum daha uygun betimlenemezdi çünkü. İki kelimeyi bir araya getirip her hangi bir tartışmada bir fikri savunamayacak insanlar, klavyenin başına geçtiklerinde siyasetinden futboluna her konuda en ateşli savunucular oluyor. Peki iş eyleme döküldüğünde neredeler?

Dördüncü troll ise birçok kadının maruz kaldığı taciz. Bazen öyle mesajlar alıyorum ki, şoka mı gireyim, cüretlerinden dolayı güleyim mi yoksa oturup ağlayayım mı, bilemiyorum. Bunları istemiyorsan profilini kapatacaksın, yorumuna ise asla katımıyorum. Bu bir kadına, yolda taciz edilmek istemiyorsan, mini etek giymeyeceksin, başını kapatacaksın demekten farksız değil. Benim özgürlüğümü kısıtlayarak onların yanlışı düzeltilemez. Bir blogger’a da sayfanı gizle demek, aşçıya “Yaptığın yemekleri kimseye yedirme, otur hepsini kendin ye, ya da sadece eşine dostuna dağıt” demekle aynı şey.

Sevgili tacizcilerimle de oturup sakince konuşuyorum, yaptıklarının yanlış olduğunu anlatıyorum. Bi’ de kibar ısrarcılar ve yaptıklarının yanlış olduğunu bir türlü anlamayanlar var. Ne olur, iki konuşsak, sohbet etsek, diye diretenler.

“Kardeşim deli miyim, hiç tanımadığım insanla sohbet edeyim? Hadi diyelim deliyim, günde bin tane böyle mesaj alıyorum. Hangi birinizle sohbet edeceğim?”

Tabi gene medeniyetsizlik ve kabalıkla suçlanıyorum. Yaa onlar medeni, ben görgüsüz… O zaman da şöyle açıklıyorum:

“Beyefendi siz yolda tanımadığınız ama hoşunuza giden bir kadını kolundan tutup; ‘Hadi şurada bir kahve içip, sohbet edelim’ diye çekiştiriyor musunuz?” Cevap hep aynı: Ama burası sosyal medya.

Hepimize Trollsüz hesaplar dileyerek bitiriyorum bu yazıyı da 😉

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 29 Mayıs 2017 at 22:04

    Sokak örneği ile anlatmanı çok beğendim💫💫💫

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 29 Mayıs 2017 at 22:52

      Yaaa seni seviyorum canım arkadaşım 🤗❤️🤗

  • Cevapla Fatma Çakmak 2 Haziran 2017 at 23:13

    Ben de en çok, şu perde aralığından gizli gizli bakan, meraklı komsu misali kullanıcılara bayılıyorum 😋 Sorsan sosyal paylaşım siteleri için hiç zamanları yok ama ne hikmetse her şeyi ilk onlar görür. Beğeni de yapmaz onlar çünkü mutsuzlukları engel. O küçümsedikleri beğeni butonunu kullanmayarak hayat dersi verirler, mutlu insanlara 😝 Ne ironi ama 😉 Kuzum bayıldım bu yazına; yine acımasız gerçekler ve Didem Çelebi Özkan 👏🏻👏🏻 Heyecanla bekliyorum gelecek yazını 🙏🏻🙋🍀

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 3 Haziran 2017 at 02:31

      Ahhh ben onlardan bahsetmeyi nasıl unuttum :))) Harika olmuş buraya not düşmen bi’ tanecim. Şahit olunan mutluluğun, mutlu kıldığı insanlarla çevrelenmemiz dileğiyle diyelim o zaman 😉

    Cevap Yaz